umutlandırırğa

/umutlandɯrɯrʁa/

Conjugation

  • umutlandıradıhe is giving someone hope
  • umutlandırdıhe gave someone hope
  • umutlandırğandıhe has given someone hope
  • umutlandırırhe will give someone hope
  • umutlandırlıqdıhe is going to give someone hope
  • umutlandıra edihe was giving someone hope
  • umutlandırsaif he gives someone hope
  • umutlandır!give someone hope!
Simple tenses — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Present (simple & continuous)he is giving someone hopemenumutlandıramasenumutlandırasaolumutlandıradıbizumutlandırabızsizumutlandırasızalaumutlandıradıla
Present (simple & continuous)he is not giving someone hopemenumutlandırmaymasenumutlandırmaysaolumutlandırmaydıbizumutlandırmaybızsizumutlandırmaysızalaumutlandırmaydıla
Present (simple & continuous)is he giving someone hope?menumutlandıramıma?
umutlandıramamı?
senumutlandıramısa?olumutlandıramıdı?bizumutlandıramıbız?
umutlandırabızmı?
sizumutlandıramısız?alaumutlandıramıdıla?
Present (simple & continuous)isn't he giving someone hope?menumutlandırmaymıma?
umutlandırmaymamı?
senumutlandırmaymısa?olumutlandırmaymıdı?bizumutlandırmaymıbız?
umutlandırmaybızmı?
sizumutlandırmaymısız?alaumutlandırmaymıdıla?
Habitual (usually, tends to)he usually gives someone hopemenumutlandırıwçanmasenumutlandırıwçansaolumutlandırıwçandıbizumutlandırıwçanbızsizumutlandırıwçansızalaumutlandırıwçandıla
Habitual (usually, tends to)he doesn't usually give someone hopemenumutlandırıwçan tülmesenumutlandırıwçan tülseolumutlandırıwçan tüldübizumutlandırıwçan tülbüzsizumutlandırıwçan tülsüzalaumutlandırıwçan tüldüle
Habitual (usually, tends to)does he usually give someone hope?menumutlandırıwçanmıma?
umutlandırıwçanmamı?
senumutlandırıwçanmısa?olumutlandırıwçanmıdı?bizumutlandırıwçanmıbız?
umutlandırıwçanbızmı?
sizumutlandırıwçanmısız?alaumutlandırıwçanmıdıla?
Habitual (usually, tends to)doesn't he usually give someone hope?menumutlandırıwçan tülmüme?senumutlandırıwçan tülmüse?olumutlandırıwçan tülmüdü?bizumutlandırıwçan tülmübüz?sizumutlandırıwçan tülmüsüz?alaumutlandırıwçan tülmüdüle?
Resultative (has become and stays)he has given someone hope and remains soolumutlandırıbdıalaumutlandırıbdıla
Resultative (has become and stays)no such form
Resultative (has become and stays)has he given someone hope?olumutlandırıbmıdı?alaumutlandırıbmıdıla?
Resultative (has become and stays)no such form
Progressive (in the middle of)he is in the middle of giving someone hopemenumutlandıra turamasenumutlandıra turasaolumutlandıra turadıbizumutlandıra turabızsizumutlandıra turasızalaumutlandıra turadıla
Progressive (in the middle of)he is not in the middle of giving someone hopemenumutlandıra turmaymasenumutlandıra turmaysaolumutlandıra turmaydıbizumutlandıra turmaybızsizumutlandıra turmaysızalaumutlandıra turmaydıla
Progressive (in the middle of)is he in the middle of giving someone hope?menumutlandıra turamıma?
umutlandıra turamamı?
senumutlandıra turamısa?olumutlandıra turamıdı?bizumutlandıra turamıbız?
umutlandıra turabızmı?
sizumutlandıra turamısız?alaumutlandıra turamıdıla?
Progressive (in the middle of)isn't he in the middle of giving someone hope?menumutlandıra turmaymıma?
umutlandıra turmaymamı?
senumutlandıra turmaymısa?olumutlandıra turmaymıdı?bizumutlandıra turmaymıbız?
umutlandıra turmaybızmı?
sizumutlandıra turmaymısız?alaumutlandıra turmaymıdıla?
Simple past (definite)he gave someone hopemenumutlandırdımsenumutlandırdıngolumutlandırdıbizumutlandırdıqsizumutlandırdığızalaumutlandırdıla
Simple past (definite)he didn't give someone hopemenumutlandırmadımsenumutlandırmadıngolumutlandırmadıbizumutlandırmadıqsizumutlandırmadığızalaumutlandırmadıla
Simple past (definite)did he give someone hope?menumutlandırdımmı?senumutlandırdıngmı?olumutlandırdımı?bizumutlandırdıqmı?sizumutlandırdığızmı?alaumutlandırdılamı?
Simple past (definite)didn't he give someone hope?menumutlandırmadımmı?senumutlandırmadıngmı?olumutlandırmadımı?bizumutlandırmadıqmı?sizumutlandırmadığızmı?alaumutlandırmadılamı?
Perfect (past indefinite)he has given someone hopemenumutlandırğanmasenumutlandırğansaolumutlandırğandıbizumutlandırğanbızsizumutlandırğansızalaumutlandırğandıla
Perfect (past indefinite)he hasn't given someone hopemenumutlandırmağanmasenumutlandırmağansaolumutlandırmağandıbizumutlandırmağanbızsizumutlandırmağansızalaumutlandırmağandıla
Perfect (past indefinite)has he given someone hope?menumutlandırğanmıma?
umutlandırğanmamı?
senumutlandırğanmısa?olumutlandırğanmıdı?bizumutlandırğanmıbız?
umutlandırğanbızmı?
sizumutlandırğanmısız?alaumutlandırğanmıdıla?
Perfect (past indefinite)hasn't he given someone hope?menumutlandırmağanmıma?
umutlandırmağanmamı?
senumutlandırmağanmısa?olumutlandırmağanmıdı?bizumutlandırmağanmıbız?
umutlandırmağanbızmı?
sizumutlandırmağanmısız?alaumutlandırmağanmıdıla?
Indefinite future (future I)he will give someone hopemenumutlandırırmasenumutlandırırsaolumutlandırırbizumutlandırırbızsizumutlandırırsızalaumutlandırırla
Indefinite future (future I)he won't give someone hopemenumutlandırmazmasenumutlandırmazsaolumutlandırmazbizumutlandırmazbızsizumutlandırmazsızalaumutlandırmazla
Indefinite future (future I)will he give someone hope?menumutlandırırmıma?
umutlandırırmamı?
senumutlandırırmısa?olumutlandırırmı?bizumutlandırırmıbız?
umutlandırırbızmı?
sizumutlandırırmısız?alaumutlandırırmıla?
Indefinite future (future I)won't he give someone hope?menumutlandırmazmıma?
umutlandırmazmamı?
senumutlandırmazmısa?olumutlandırmazmı?bizumutlandırmazmıbız?
umutlandırmazbızmı?
sizumutlandırmazmısız?alaumutlandırmazmıla?
Definite future (future II)he is going to give someone hopemenumutlandırlıqma1senumutlandırlıqsa1olumutlandırlıqdı1bizumutlandırlıqbız1sizumutlandırlıqsız1alaumutlandırlıqdıla1
Definite future (future II)he is not going to give someone hopemenumutlandırlıq tülme1senumutlandırlıq tülse1olumutlandırlıq tüldü1bizumutlandırlıq tülbüz1sizumutlandırlıq tülsüz1alaumutlandırlıq tüldüle1
Definite future (future II)is he going to give someone hope?menumutlandırlıqmıma?1
umutlandırlıqmamı?
senumutlandırlıqmısa?1olumutlandırlıqmıdı?1bizumutlandırlıqmıbız?1
umutlandırlıqbızmı?
sizumutlandırlıqmısız?1alaumutlandırlıqmıdıla?1
Definite future (future II)isn't he going to give someone hope?menumutlandırlıq tülmüme?1senumutlandırlıq tülmüse?1olumutlandırlıq tülmüdü?1bizumutlandırlıq tülmübüz?1sizumutlandırlıq tülmüsüz?1alaumutlandırlıq tülmüdüle?1

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Definite future (future II)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so umutlandırrıqdı
Past compound tenses — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Past perfect (pluperfect)he had given someone hopemenumutlandırğan edimumutlandırğanemsenumutlandırğan edingumutlandırğanengolumutlandırğan ediumutlandırğanedbizumutlandırğan edikumutlandırğaneksizumutlandırğan edigizumutlandırğanegizalaumutlandırğan edileumutlandırğanelle
Past perfect (pluperfect)he hadn't given someone hopemenumutlandırmağan edimumutlandırmağanemsenumutlandırmağan edingumutlandırmağanengolumutlandırmağan ediumutlandırmağanedbizumutlandırmağan edikumutlandırmağaneksizumutlandırmağan edigizumutlandırmağanegizalaumutlandırmağan edileumutlandırmağanelle
Past perfect (pluperfect)no such form
Past perfect (pluperfect)no such form
Past continuous (imperfect)he was giving someone hopemenumutlandıra edimumutlandıraemsenumutlandıra edingumutlandıraengolumutlandıra ediumutlandıraedbizumutlandıra edikumutlandıraeksizumutlandıra edigizumutlandıraegizalaumutlandıra edileumutlandıraelle
Past continuous (imperfect)he wasn't giving someone hopemenumutlandırmay edimumutlandırmayemsenumutlandırmay edingumutlandırmayengolumutlandırmay ediumutlandırmayedbizumutlandırmay edikumutlandırmayeksizumutlandırmay edigizumutlandırmayegizalaumutlandırmay edileumutlandırmayelle
Past continuous (imperfect)no such form
Past continuous (imperfect)no such form
Habitual past (used to)he used to give someone hopemenumutlandırıwçan edimumutlandırıwçanemsenumutlandırıwçan edingumutlandırıwçanengolumutlandırıwçan ediumutlandırıwçanedbizumutlandırıwçan edikumutlandırıwçaneksizumutlandırıwçan edigizumutlandırıwçanegizalaumutlandırıwçan edileumutlandırıwçanelle
Habitual past (used to)he didn't use to give someone hopemenumutlandırıwçan tül edimumutlandırıwçan tül emsenumutlandırıwçan tül edingumutlandırıwçan tül engolumutlandırıwçan tül ediumutlandırıwçan tül edbizumutlandırıwçan tül edikumutlandırıwçan tül eksizumutlandırıwçan tül edigizumutlandırıwçan tül egizalaumutlandırıwçan tül edileumutlandırıwçan tül elle
Habitual past (used to)no such form
Habitual past (used to)no such form
Resultative past (had become and stayed)he had given someone hope and remained soolumutlandırıb edialaumutlandırıb edile
Resultative past (had become and stayed)he hadn't given someone hopeolumutlandırıb tül edialaumutlandırıb tül edile
Resultative past (had become and stayed)no such form
Resultative past (had become and stayed)no such form
Past progressive (was in the middle of)he was in the middle of giving someone hopemenumutlandıra tura edimumutlandıra turaemsenumutlandıra tura edingumutlandıra turaengolumutlandıra tura ediumutlandıra turaedbizumutlandıra tura edikumutlandıra turaeksizumutlandıra tura edigizumutlandıra turaegizalaumutlandıra tura edileumutlandıra turaelle
Past progressive (was in the middle of)he wasn't in the middle of giving someone hopemenumutlandıra turmay edimumutlandıra turmayemsenumutlandıra turmay edingumutlandıra turmayengolumutlandıra turmay ediumutlandıra turmayedbizumutlandıra turmay edikumutlandıra turmayeksizumutlandıra turmay edigizumutlandıra turmayegizalaumutlandıra turmay edileumutlandıra turmayelle
Past progressive (was in the middle of)no such form
Past progressive (was in the middle of)no such form
Conditional result (would)he would give someone hopemenumutlandırır edimumutlandırır emsenumutlandırır edingumutlandırır engolumutlandırır ediumutlandırır edbizumutlandırır edikumutlandırır eksizumutlandırır edigizumutlandırır egizalaumutlandırır edileumutlandırır elle
Conditional result (would)he wouldn't give someone hopemenumutlandırmaz edimumutlandırmaz emsenumutlandırmaz edingumutlandırmaz engolumutlandırmaz ediumutlandırmaz edbizumutlandırmaz edikumutlandırmaz eksizumutlandırmaz edigizumutlandırmaz egizalaumutlandırmaz edileumutlandırmaz elle
Conditional result (would)no such form
Conditional result (would)no such form
Past conditional result (would have)he would have given someone hopemenumutlandırlıq edim2umutlandırlıq emsenumutlandırlıq eding2umutlandırlıq engolumutlandırlıq edi2umutlandırlıq edbizumutlandırlıq edik2umutlandırlıq eksizumutlandırlıq edigiz2umutlandırlıq egizalaumutlandırlıq edile2umutlandırlıq elle
Past conditional result (would have)he wouldn't have given someone hopemenumutlandırlıq tül edim2umutlandırlıq tül emsenumutlandırlıq tül eding2umutlandırlıq tül engolumutlandırlıq tül edi2umutlandırlıq tül edbizumutlandırlıq tül edik2umutlandırlıq tül eksizumutlandırlıq tül edigiz2umutlandırlıq tül egizalaumutlandırlıq tül edile2umutlandırlıq tül elle
Past conditional result (would have)no such form
Past conditional result (would have)no such form
  1. Past conditional result (would have)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so umutlandırrıq edi
Conditional — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Conditionalif he gives someone hopemenumutlandırsamsenumutlandırsangolumutlandırsabizumutlandırsaqsizumutlandırsağızalaumutlandırsala
Conditionalif he doesn't give someone hopemenumutlandırmasamsenumutlandırmasangolumutlandırmasabizumutlandırmasaqsizumutlandırmasağızalaumutlandırmasala
Conditionalno such form
Conditionalno such form
Conditional, present realif he is giving someone hopemenumutlandıra esemsenumutlandıra esengolumutlandıra esebizumutlandıra eseksizumutlandıra esegizalaumutlandıra esele
Conditional, present realif he is not giving someone hopemenumutlandırmay esemsenumutlandırmay esengolumutlandırmay esebizumutlandırmay eseksizumutlandırmay esegizalaumutlandırmay esele
Conditional, present realno such form
Conditional, present realno such form
Wish, present/future (if only)if only he gave someone hopemenumutlandırsam ediumutlandırsam edsenumutlandırsang ediumutlandırsang edolumutlandırsa ediumutlandırsaedbizumutlandırsaq ediumutlandırsaq edsizumutlandırsağız ediumutlandırsağız edalaumutlandırsala ediumutlandırsalaed
Wish, present/future (if only)if only he didn't give someone hopemenumutlandırmasam ediumutlandırmasam edsenumutlandırmasang ediumutlandırmasang edolumutlandırmasa ediumutlandırmasaedbizumutlandırmasaq ediumutlandırmasaq edsizumutlandırmasağız ediumutlandırmasağız edalaumutlandırmasala ediumutlandırmasalaed
Wish, present/future (if only)no such form
Wish, present/future (if only)no such form
Conditional, definite past3if he gave someone hopemenumutlandırdım esemsenumutlandırdıng esengolumutlandırdı esebizumutlandırdıq eseksizumutlandırdığız esegizalaumutlandırdıla esele
Conditional, definite past3if he didn't give someone hopemenumutlandırmadım esemsenumutlandırmadıng esengolumutlandırmadı esebizumutlandırmadıq eseksizumutlandırmadığız esegizalaumutlandırmadıla esele
Conditional, definite pastno such form
Conditional, definite pastno such form
Conditional, past realif he did give someone hope (indeed)menumutlandırğan esemsenumutlandırğan esengolumutlandırğan esebizumutlandırğan eseksizumutlandırğan esegizalaumutlandırğan esele
Conditional, past realif he didn't give someone hope (indeed)menumutlandırmağan esemsenumutlandırmağan esengolumutlandırmağan esebizumutlandırmağan eseksizumutlandırmağan esegizalaumutlandırmağan esele
Conditional, past realno such form
Conditional, past realno such form
Conditional, counterfactualif he had given someone hopemenumutlandırğan bolsamsenumutlandırğan bolsangolumutlandırğan bolsabizumutlandırğan bolsaqsizumutlandırğan bolsağızalaumutlandırğan bolsala
Conditional, counterfactualif he hadn't given someone hopemenumutlandırmağan bolsamsenumutlandırmağan bolsangolumutlandırmağan bolsabizumutlandırmağan bolsaqsizumutlandırmağan bolsağızalaumutlandırmağan bolsala
Conditional, counterfactualno such form
Conditional, counterfactualno such form
Wish, past (if only I had)if only he had given someone hopemenumutlandırğan bolsam ediumutlandırğan bolsam edsenumutlandırğan bolsang ediumutlandırğan bolsang edolumutlandırğan bolsa ediumutlandırğan bolsaedbizumutlandırğan bolsaq ediumutlandırğan bolsaq edsizumutlandırğan bolsağız ediumutlandırğan bolsağız edalaumutlandırğan bolsala ediumutlandırğan bolsalaed
Wish, past (if only I had)if only he hadn't given someone hopemenumutlandırmağan bolsam ediumutlandırmağan bolsam edsenumutlandırmağan bolsang ediumutlandırmağan bolsang edolumutlandırmağan bolsa ediumutlandırmağan bolsaedbizumutlandırmağan bolsaq ediumutlandırmağan bolsaq edsizumutlandırmağan bolsağız ediumutlandırmağan bolsağız edalaumutlandırmağan bolsala ediumutlandırmağan bolsalaed
Wish, past (if only I had)no such form
Wish, past (if only I had)no such form
Conditional, aoristif he will give someone hopemenumutlandırır esemsenumutlandırır esengolumutlandırır esebizumutlandırır eseksizumutlandırır esegizalaumutlandırır esele
Conditional, aoristif he won't give someone hopemenumutlandırmaz esemsenumutlandırmaz esengolumutlandırmaz esebizumutlandırmaz eseksizumutlandırmaz esegizalaumutlandırmaz esele
Conditional, aoristno such form
Conditional, aoristno such form
Conditional, futureif he is going to give someone hopemenumutlandırlıq esem4senumutlandırlıq eseng4olumutlandırlıq ese4bizumutlandırlıq esek4sizumutlandırlıq esegiz4alaumutlandırlıq esele4
Conditional, futureif he is not going to give someone hopemenumutlandırlıq tül esem4senumutlandırlıq tül eseng4olumutlandırlıq tül ese4bizumutlandırlıq tül esek4sizumutlandırlıq tül esegiz4alaumutlandırlıq tül esele4
Conditional, futureno such form
Conditional, futureno such form
Conditional, counterfactual futureif he were going to give someone hopemenumutlandırlıq bolsam5senumutlandırlıq bolsang5olumutlandırlıq bolsa5bizumutlandırlıq bolsaq5sizumutlandırlıq bolsağız5alaumutlandırlıq bolsala5
Conditional, counterfactual futureif he were not going to give someone hopemenumutlandırmazlıq bolsamsenumutlandırmazlıq bolsangolumutlandırmazlıq bolsabizumutlandırmazlıq bolsaqsizumutlandırmazlıq bolsağızalaumutlandırmazlıq bolsala
Conditional, counterfactual futureno such form
Conditional, counterfactual futureno such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Conditional, definite pastalso umutlandırdıng ese: the person on the verb only (Байрамкулов and Урусбиев 1967 § 110)
  2. Conditional, futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so umutlandırrıq ese
  3. Conditional, counterfactual futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so umutlandırrıq bolsa
Inferential — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present (must be doing)he must be giving someone hopemenumutlandıra bolurmasenumutlandıra bolursaolumutlandıra bolurbizumutlandıra bolurbuzsizumutlandıra bolursuzalaumutlandıra bolurla
Inference, present (must be doing)he must not be giving someone hopemenumutlandırmay bolurmasenumutlandırmay bolursaolumutlandırmay bolurbizumutlandırmay bolurbuzsizumutlandırmay bolursuzalaumutlandırmay bolurla
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)he must be in the middle of giving someone hopemenumutlandıra tura bolurmasenumutlandıra tura bolursaolumutlandıra tura bolurbizumutlandıra tura bolurbuzsizumutlandıra tura bolursuzalaumutlandıra tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)he must keep on not giving someone hopemenumutlandırmay tura bolurmasenumutlandırmay tura bolursaolumutlandırmay tura bolurbizumutlandırmay tura bolurbuzsizumutlandırmay tura bolursuzalaumutlandırmay tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference (must have)he must have given someone hopemenumutlandırğan bolurmasenumutlandırğan bolursaolumutlandırğan bolurbizumutlandırğan bolurbuzsizumutlandırğan bolursuzalaumutlandırğan bolurla
Inference (must have)he must not have given someone hopemenumutlandırmağan bolurmasenumutlandırmağan bolursaolumutlandırmağan bolurbizumutlandırmağan bolurbuzsizumutlandırmağan bolursuzalaumutlandırmağan bolurla
Inference (must have)no such form
Inference (must have)no such form
Inference, future (must be going to)he must be going to give someone hopemenumutlandırlıq bolurma6senumutlandırlıq bolursa6olumutlandırlıq bolur6bizumutlandırlıq bolurbuz6sizumutlandırlıq bolursuz6alaumutlandırlıq bolurla6
Inference, future (must be going to)he must not be going to give someone hopemenumutlandırmazlıq bolurmasenumutlandırmazlıq bolursaolumutlandırmazlıq bolurbizumutlandırmazlıq bolurbuzsizumutlandırmazlıq bolursuzalaumutlandırmazlıq bolurla
Inference, future (must be going to)no such form
Inference, future (must be going to)no such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Inference, future (must be going to)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so umutlandırrıq bolur
Commands, requests and wishes — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Commands & suggestionslet him/her/it give someone hopemenumutlandırayımsenumutlandır!olumutlandırsınbizumutlandırayıqsizumutlandırığız!alaumutlandırsınla
Commands & suggestionslet him/her/it not give someone hopemenumutlandırmayımsenumutlandırma!olumutlandırmasınbizumutlandırmayıqsizumutlandırmağız!alaumutlandırmasınla
Commands & suggestionsshould he give someone hope?menumutlandırayımmı?olumutlandırsınmı?bizumutlandırayıqmı?alaumutlandırsınlamı?
Commands & suggestionsshould he not give someone hope?menumutlandırmayımmı?olumutlandırmasınmı?bizumutlandırmayıqmı?alaumutlandırmasınlamı?
Requestsdo let him/her/it give someone hopesenumutlandırçı7olumutlandırsınçısizumutlandırçığızalaumutlandırsınlaçı
Requestsdo let him/her/it not give someone hopesenumutlandırmaçı7olumutlandırmasınçısizumutlandırmaçığızalaumutlandırmasınlaçı
Requestsno such form
Requestsno such form
Blessings & curses — may you…may you give someone hopesenumutlandırğınumutlandırğı
Blessings & curses — may you…may you not give someone hopesenumutlandırmağınumutlandırmağı
Blessings & curses — may you…no such form
Blessings & curses — may you…no such form
Optative wish (-ğay + edi)would that he gave someone hopemenumutlandırğay edim
umutlandırğa edim
senumutlandırğay eding
umutlandırğa eding
olumutlandırğay edi
umutlandırğa edi
bizumutlandırğay edik
umutlandırğa edik
sizumutlandırğay edigiz
umutlandırğa edigiz
alaumutlandırğay edile
umutlandırğa edile
Optative wish (-ğay + edi)would that he did not give someone hopemenumutlandırmağay edim
umutlandırmağa edim
senumutlandırmağay eding
umutlandırmağa eding
olumutlandırmağay edi
umutlandırmağa edi
bizumutlandırmağay edik
umutlandırmağa edik
sizumutlandırmağay edigiz
umutlandırmağa edigiz
alaumutlandırmağay edile
umutlandırmağa edile
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Let someone… (commands)let him/her/it allow someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoyayımumutlandırma qoyayımsenumutlandırmağa qoy!umutlandırma qoy!olumutlandırmağa qoysunumutlandırma qoysunbizumutlandırmağa qoyayıqumutlandırma qoyayıqsizumutlandırmağa qoyuğuz!umutlandırma qoyuğuz!alaumutlandırmağa qoysunlaumutlandırma qoysunla
Let someone… (commands)let him/her/it not allow someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoymayımumutlandırma qoymayımsenumutlandırmağa qoyma!umutlandırma qoyma!olumutlandırmağa qoymasınumutlandırma qoymasınbizumutlandırmağa qoymayıqumutlandırma qoymayıqsizumutlandırmağa qoymağız!umutlandırma qoymağız!alaumutlandırmağa qoymasınlaumutlandırma qoymasınla
Let someone… (commands)should he allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoyayımmı?umutlandırma qoyayımmı?olumutlandırmağa qoysunmu?umutlandırma qoysunmu?bizumutlandırmağa qoyayıqmı?umutlandırma qoyayıqmı?alaumutlandırmağa qoysunlamı?umutlandırma qoysunlamı?
Let someone… (commands)should he not allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoymayımmı?umutlandırma qoymayımmı?olumutlandırmağa qoymasınmı?umutlandırma qoymasınmı?bizumutlandırmağa qoymayıqmı?umutlandırma qoymayıqmı?alaumutlandırmağa qoymasınlamı?umutlandırma qoymasınlamı?
Let someone… (present)he allows someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoyamaumutlandırma qoyamasenumutlandırmağa qoyasaumutlandırma qoyasaolumutlandırmağa qoyadıumutlandırma qoyadıbizumutlandırmağa qoyabızumutlandırma qoyabızsizumutlandırmağa qoyasızumutlandırma qoyasızalaumutlandırmağa qoyadılaumutlandırma qoyadıla
Let someone… (present)he doesn't allow someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoymaymaumutlandırma qoymaymasenumutlandırmağa qoymaysaumutlandırma qoymaysaolumutlandırmağa qoymaydıumutlandırma qoymaydıbizumutlandırmağa qoymaybızumutlandırma qoymaybızsizumutlandırmağa qoymaysızumutlandırma qoymaysızalaumutlandırmağa qoymaydılaumutlandırma qoymaydıla
Let someone… (present)does he allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoyamıma?umutlandırma qoyamıma?senumutlandırmağa qoyamısa?umutlandırma qoyamısa?olumutlandırmağa qoyamıdı?umutlandırma qoyamıdı?bizumutlandırmağa qoyamıbız?umutlandırma qoyamıbız?sizumutlandırmağa qoyamısız?umutlandırma qoyamısız?alaumutlandırmağa qoyamıdıla?umutlandırma qoyamıdıla?
Let someone… (present)doesn't he allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoymaymıma?umutlandırma qoymaymıma?senumutlandırmağa qoymaymısa?umutlandırma qoymaymısa?olumutlandırmağa qoymaymıdı?umutlandırma qoymaymıdı?bizumutlandırmağa qoymaymıbız?umutlandırma qoymaymıbız?sizumutlandırmağa qoymaymısız?umutlandırma qoymaymısız?alaumutlandırmağa qoymaymıdıla?umutlandırma qoymaymıdıla?
Let someone… (past)he allowed someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoydumumutlandırma qoydumsenumutlandırmağa qoydungumutlandırma qoydungolumutlandırmağa qoyduumutlandırma qoydubizumutlandırmağa qoyduqumutlandırma qoyduqsizumutlandırmağa qoyduğuzumutlandırma qoyduğuzalaumutlandırmağa qoydulaumutlandırma qoydula
Let someone… (past)he didn't allow someone to give someone hopemenumutlandırmağa qoymadımumutlandırma qoymadımsenumutlandırmağa qoymadıngumutlandırma qoymadıngolumutlandırmağa qoymadıumutlandırma qoymadıbizumutlandırmağa qoymadıqumutlandırma qoymadıqsizumutlandırmağa qoymadığızumutlandırma qoymadığızalaumutlandırmağa qoymadılaumutlandırma qoymadıla
Let someone… (past)did he allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoydummu?umutlandırma qoydummu?senumutlandırmağa qoydungmu?umutlandırma qoydungmu?olumutlandırmağa qoydumu?umutlandırma qoydumu?bizumutlandırmağa qoyduqmu?umutlandırma qoyduqmu?sizumutlandırmağa qoyduğuzmu?umutlandırma qoyduğuzmu?alaumutlandırmağa qoydulamı?umutlandırma qoydulamı?
Let someone… (past)didn't he allow someone to give someone hope?menumutlandırmağa qoymadımmı?umutlandırma qoymadımmı?senumutlandırmağa qoymadıngmı?umutlandırma qoymadıngmı?olumutlandırmağa qoymadımı?umutlandırma qoymadımı?bizumutlandırmağa qoymadıqmı?umutlandırma qoymadıqmı?sizumutlandırmağa qoymadığızmı?umutlandırma qoymadığızmı?alaumutlandırmağa qoymadılamı?umutlandırma qoymadılamı?
  1. RequestsSpoken variant: singular requests can add a final nasal consonant, with the same request meaning.
Ability — forms of umutlandırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Ability — presenthe can give someone hopemenumutlandıralamasenumutlandıralasaolumutlandıraladıbizumutlandıralabızsizumutlandıralasızalaumutlandıraladıla
Ability — presenthe can't give someone hopemenumutlandıralmaymasenumutlandıralmaysaolumutlandıralmaydıbizumutlandıralmaybızsizumutlandıralmaysızalaumutlandıralmaydıla
Ability — presentcan he give someone hope?menumutlandıralamıma?
umutlandıralamamı?
senumutlandıralamısa?olumutlandıralamıdı?bizumutlandıralamıbız?
umutlandıralabızmı?
sizumutlandıralamısız?alaumutlandıralamıdıla?
Ability — presentcan't he give someone hope?menumutlandıralmaymıma?
umutlandıralmaymamı?
senumutlandıralmaymısa?olumutlandıralmaymıdı?bizumutlandıralmaymıbız?
umutlandıralmaybızmı?
sizumutlandıralmaymısız?alaumutlandıralmaymıdıla?
Ability — if I can…if he can give someone hopemenumutlandıralsamsenumutlandıralsangolumutlandıralsabizumutlandıralsaqsizumutlandıralsağızalaumutlandıralsala
Ability — if I can…if he can't give someone hopemenumutlandıralmasamsenumutlandıralmasangolumutlandıralmasabizumutlandıralmasaqsizumutlandıralmasağızalaumutlandıralmasala
Ability — if I can…no such form
Ability — if I can…no such form
Ability — simple pasthe was able to give someone hopemenumutlandıraldımsenumutlandıraldıngolumutlandıraldıbizumutlandıraldıqsizumutlandıraldığızalaumutlandıraldıla
Ability — simple pasthe could not give someone hopemenumutlandıralmadımsenumutlandıralmadıngolumutlandıralmadıbizumutlandıralmadıqsizumutlandıralmadığızalaumutlandıralmadıla
Ability — simple pastwas he able to give someone hope?menumutlandıraldımmı?senumutlandıraldıngmı?olumutlandıraldımı?bizumutlandıraldıqmı?sizumutlandıraldığızmı?alaumutlandıraldılamı?
Ability — simple pastcouldn't he give someone hope?menumutlandıralmadımmı?senumutlandıralmadıngmı?olumutlandıralmadımı?bizumutlandıralmadıqmı?sizumutlandıralmadığızmı?alaumutlandıralmadılamı?
Ability — perfect / -ğan pasthe has been able to give someone hopemenumutlandıralğanmasenumutlandıralğansaolumutlandıralğandıbizumutlandıralğanbızsizumutlandıralğansızalaumutlandıralğandıla
Ability — perfect / -ğan pasthe hasn't been able to give someone hopemenumutlandıralmağanmasenumutlandıralmağansaolumutlandıralmağandıbizumutlandıralmağanbızsizumutlandıralmağansızalaumutlandıralmağandıla
Ability — perfect / -ğan pasthas he been able to give someone hope?menumutlandıralğanmıma?
umutlandıralğanmamı?
senumutlandıralğanmısa?olumutlandıralğanmıdı?bizumutlandıralğanmıbız?
umutlandıralğanbızmı?
sizumutlandıralğanmısız?alaumutlandıralğanmıdıla?
Ability — perfect / -ğan pasthasn't he been able to give someone hope?menumutlandıralmağanmıma?
umutlandıralmağanmamı?
senumutlandıralmağanmısa?olumutlandıralmağanmıdı?bizumutlandıralmağanmıbız?
umutlandıralmağanbızmı?
sizumutlandıralmağanmısız?alaumutlandıralmağanmıdıla?
Ability — past perfecthe had been able to give someone hopemenumutlandıralğan edimumutlandıralğanemsenumutlandıralğan edingumutlandıralğanengolumutlandıralğan ediumutlandıralğanedbizumutlandıralğan edikumutlandıralğaneksizumutlandıralğan edigizumutlandıralğanegizalaumutlandıralğan edileumutlandıralğanelle
Ability — past perfecthe hadn't been able to give someone hopemenumutlandıralmağan edimumutlandıralmağanemsenumutlandıralmağan edingumutlandıralmağanengolumutlandıralmağan ediumutlandıralmağanedbizumutlandıralmağan edikumutlandıralmağaneksizumutlandıralmağan edigizumutlandıralmağanegizalaumutlandıralmağan edileumutlandıralmağanelle
Ability — past perfectno such form
Ability — past perfectno such form
Ability — past backgroundhe could give someone hopemenumutlandırala edimumutlandıralaemsenumutlandırala edingumutlandıralaengolumutlandırala ediumutlandıralaedbizumutlandırala edikumutlandıralaeksizumutlandırala edigizumutlandıralaegizalaumutlandırala edileumutlandıralaelle
Ability — past backgroundhe could not give someone hopemenumutlandıralmay edimumutlandıralmayemsenumutlandıralmay edingumutlandıralmayengolumutlandıralmay ediumutlandıralmayedbizumutlandıralmay edikumutlandıralmayeksizumutlandıralmay edigizumutlandıralmayegizalaumutlandıralmay edileumutlandıralmayelle
Ability — past backgroundno such form
Ability — past backgroundno such form
Ability — future Ihe will be able to give someone hopemenumutlandıralırmasenumutlandıralırsaolumutlandıralırbizumutlandıralırbızsizumutlandıralırsızalaumutlandıralırla
Ability — future Ihe won't be able to give someone hopemenumutlandıralmazmasenumutlandıralmazsaolumutlandıralmazbizumutlandıralmazbızsizumutlandıralmazsızalaumutlandıralmazla
Ability — future Iwill he be able to give someone hope?menumutlandıralırmıma?
umutlandıralırmamı?
senumutlandıralırmısa?olumutlandıralırmı?bizumutlandıralırmıbız?
umutlandıralırbızmı?
sizumutlandıralırmısız?alaumutlandıralırmıla?
Ability — future Iwon't he be able to give someone hope?menumutlandıralmazmıma?
umutlandıralmazmamı?
senumutlandıralmazmısa?olumutlandıralmazmı?bizumutlandıralmazmıbız?
umutlandıralmazbızmı?
sizumutlandıralmazmısız?alaumutlandıralmazmıla?
Ability — future IIhe is going to be able to give someone hopemenumutlandırallıqmasenumutlandırallıqsaolumutlandırallıqdıbizumutlandırallıqbızsizumutlandırallıqsızalaumutlandırallıqdıla
Ability — future IIhe is not going to be able to give someone hopemenumutlandırallıq tülmesenumutlandırallıq tülseolumutlandırallıq tüldübizumutlandırallıq tülbüzsizumutlandırallıq tülsüzalaumutlandırallıq tüldüle
Ability — future IIis he going to be able to give someone hope?menumutlandırallıqmıma?
umutlandırallıqmamı?
senumutlandırallıqmısa?olumutlandırallıqmıdı?bizumutlandırallıqmıbız?
umutlandırallıqbızmı?
sizumutlandırallıqmısız?alaumutlandırallıqmıdıla?
Ability — future IIisn't he going to be able to give someone hope?menumutlandırallıq tülmüme?senumutlandırallıq tülmüse?olumutlandırallıq tülmüdü?bizumutlandırallıq tülmübüz?sizumutlandırallıq tülmüsüz?alaumutlandırallıq tülmüdüle?
Ability — would be able to…he would be able to give someone hopemenumutlandıralır edimumutlandıralır emsenumutlandıralır edingumutlandıralır engolumutlandıralır ediumutlandıralır edbizumutlandıralır edikumutlandıralır eksizumutlandıralır edigizumutlandıralır egizalaumutlandıralır edileumutlandıralır elle
Ability — would be able to…he wouldn't be able to give someone hopemenumutlandıralmaz edimumutlandıralmaz emsenumutlandıralmaz edingumutlandıralmaz engolumutlandıralmaz ediumutlandıralmaz edbizumutlandıralmaz edikumutlandıralmaz eksizumutlandıralmaz edigizumutlandıralmaz egizalaumutlandıralmaz edileumutlandıralmaz elle
Ability — would be able to…no such form
Ability — would be able to…no such form
Second-person optative — abilitymay you be able to give someone hopesenumutlandıralğınumutlandıralğı
Second-person optative — abilitymay you not be able to give someone hopesenumutlandıralmağınumutlandıralmağı
Second-person optative — abilityno such form
Second-person optative — abilityno such form
Emphatic and rare forms — forms of umutlandırırğa: the second negation of each tense that has one, across the six persons.
FormmenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present — auxiliary negatedhe can't be giving someone hopemenumutlandıra bolmazmasenumutlandıra bolmazsaolumutlandıra bolmazbizumutlandıra bolmazbızsizumutlandıra bolmazsızalaumutlandıra bolmazla
Inference, present — double negationhe must be giving someone hope (emphatic)menumutlandırmay bolmazmasenumutlandırmay bolmazsaolumutlandırmay bolmazbizumutlandırmay bolmazbızsizumutlandırmay bolmazsızalaumutlandırmay bolmazla
Inference, progressive — auxiliary negatedhe can't be in the middle of giving someone hopemenumutlandıra tura bolmazmasenumutlandıra tura bolmazsaolumutlandıra tura bolmazbizumutlandıra tura bolmazbızsizumutlandıra tura bolmazsızalaumutlandıra tura bolmazla
Inference, progressive — double negationhe must keep on not giving someone hope (emphatic)menumutlandırmay tura bolmazmasenumutlandırmay tura bolmazsaolumutlandırmay tura bolmazbizumutlandırmay tura bolmazbızsizumutlandırmay tura bolmazsızalaumutlandırmay tura bolmazla
Progressive — verb negatedhe keeps on not giving someone hopemenumutlandırmay turamasenumutlandırmay turasaolumutlandırmay turadıbizumutlandırmay turabızsizumutlandırmay turasızalaumutlandırmay turadıla
Progressive — double negationhe is not keeping on not giving someone hopemenumutlandırmay turmaymasenumutlandırmay turmaysaolumutlandırmay turmaydıbizumutlandırmay turmaybızsizumutlandırmay turmaysızalaumutlandırmay turmaydıla
Progressive — double negationisn't he keeping on not giving someone hope?menumutlandırmay turmaymımasenumutlandırmay turmaymısaolumutlandırmay turmaymıdıbizumutlandırmay turmaymıbızsizumutlandırmay turmaymısızalaumutlandırmay turmaymıdıla
Inference — auxiliary negatedhe can't have given someone hopemenumutlandırğan bolmazmasenumutlandırğan bolmazsaolumutlandırğan bolmazbizumutlandırğan bolmazbızsizumutlandırğan bolmazsızalaumutlandırğan bolmazla
Inference — double negationhe must have given someone hope (emphatic)menumutlandırmağan bolmazmasenumutlandırmağan bolmazsaolumutlandırmağan bolmazbizumutlandırmağan bolmazbızsizumutlandırmağan bolmazsızalaumutlandırmağan bolmazla
Counterfactual — auxiliary negatedif it weren't that he had given someone hopemenumutlandırğan bolmasamsenumutlandırğan bolmasangolumutlandırğan bolmasabizumutlandırğan bolmasaqsizumutlandırğan bolmasağızalaumutlandırğan bolmasala
Counterfactual — double negationif it weren't that he hadn't given someone hopemenumutlandırmağan bolmasamsenumutlandırmağan bolmasangolumutlandırmağan bolmasabizumutlandırmağan bolmasaqsizumutlandırmağan bolmasağızalaumutlandırmağan bolmasala
Inference, future — auxiliary negatedhe can't be going to give someone hopemenumutlandırlıq bolmazmasenumutlandırlıq bolmazsaolumutlandırlıq bolmazbizumutlandırlıq bolmazbızsizumutlandırlıq bolmazsızalaumutlandırlıq bolmazla
Inference, future — double negationhe must be going to give someone hope (emphatic)menumutlandırmazlıq bolmazmasenumutlandırmazlıq bolmazsaolumutlandırmazlıq bolmazbizumutlandırmazlıq bolmazbızsizumutlandırmazlıq bolmazsızalaumutlandırmazlıq bolmazla
Counterfactual future — auxiliary negatedif it weren't that he were going to give someone hopemenumutlandırlıq bolmasamsenumutlandırlıq bolmasangolumutlandırlıq bolmasabizumutlandırlıq bolmasaqsizumutlandırlıq bolmasağızalaumutlandırlıq bolmasala
Counterfactual future — double negationif it weren't that he were not going to give someone hopemenumutlandırmazlıq bolmasamsenumutlandırmazlıq bolmasangolumutlandırmazlıq bolmasabizumutlandırmazlıq bolmasaqsizumutlandırmazlıq bolmasağızalaumutlandırmazlıq bolmasala