sağındırırğa

/saʁɯndɯrɯrʁa/

Conjugation

  • sağındıradıhe is reminding someone of something
  • sağındırdıhe reminded someone of something
  • sağındırğandıhe has reminded someone of something
  • sağındırırhe will remind someone of something
  • sağındırlıqdıhe is going to remind someone of something
  • sağındıra edihe was reminding someone of something
  • sağındırsaif he reminds someone of something
  • sağındır!remind someone of something!
Simple tenses — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Present (simple & continuous)he is reminding someone of somethingmensağındıramasensağındırasaolsağındıradıbizsağındırabızsizsağındırasızalasağındıradıla
Present (simple & continuous)he is not reminding someone of somethingmensağındırmaymasensağındırmaysaolsağındırmaydıbizsağındırmaybızsizsağındırmaysızalasağındırmaydıla
Present (simple & continuous)is he reminding someone of something?mensağındıramıma?
sağındıramamı?
sensağındıramısa?olsağındıramıdı?bizsağındıramıbız?
sağındırabızmı?
sizsağındıramısız?alasağındıramıdıla?
Present (simple & continuous)isn't he reminding someone of something?mensağındırmaymıma?
sağındırmaymamı?
sensağındırmaymısa?olsağındırmaymıdı?bizsağındırmaymıbız?
sağındırmaybızmı?
sizsağındırmaymısız?alasağındırmaymıdıla?
Habitual (usually, tends to)he usually reminds someone of somethingmensağındırıwçanmasensağındırıwçansaolsağındırıwçandıbizsağındırıwçanbızsizsağındırıwçansızalasağındırıwçandıla
Habitual (usually, tends to)he doesn't usually remind someone of somethingmensağındırıwçan tülmesensağındırıwçan tülseolsağındırıwçan tüldübizsağındırıwçan tülbüzsizsağındırıwçan tülsüzalasağındırıwçan tüldüle
Habitual (usually, tends to)does he usually remind someone of something?mensağındırıwçanmıma?
sağındırıwçanmamı?
sensağındırıwçanmısa?olsağındırıwçanmıdı?bizsağındırıwçanmıbız?
sağındırıwçanbızmı?
sizsağındırıwçanmısız?alasağındırıwçanmıdıla?
Habitual (usually, tends to)doesn't he usually remind someone of something?mensağındırıwçan tülmüme?sensağındırıwçan tülmüse?olsağındırıwçan tülmüdü?bizsağındırıwçan tülmübüz?sizsağındırıwçan tülmüsüz?alasağındırıwçan tülmüdüle?
Resultative (has become and stays)he has reminded someone of something and remains soolsağındırıbdıalasağındırıbdıla
Resultative (has become and stays)no such form
Resultative (has become and stays)has he reminded someone of something?olsağındırıbmıdı?alasağındırıbmıdıla?
Resultative (has become and stays)no such form
Progressive (in the middle of)he is in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra turamasensağındıra turasaolsağındıra turadıbizsağındıra turabızsizsağındıra turasızalasağındıra turadıla
Progressive (in the middle of)he is not in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra turmaymasensağındıra turmaysaolsağındıra turmaydıbizsağındıra turmaybızsizsağındıra turmaysızalasağındıra turmaydıla
Progressive (in the middle of)is he in the middle of reminding someone of something?mensağındıra turamıma?
sağındıra turamamı?
sensağındıra turamısa?olsağındıra turamıdı?bizsağındıra turamıbız?
sağındıra turabızmı?
sizsağındıra turamısız?alasağındıra turamıdıla?
Progressive (in the middle of)isn't he in the middle of reminding someone of something?mensağındıra turmaymıma?
sağındıra turmaymamı?
sensağındıra turmaymısa?olsağındıra turmaymıdı?bizsağındıra turmaymıbız?
sağındıra turmaybızmı?
sizsağındıra turmaymısız?alasağındıra turmaymıdıla?
Simple past (definite)he reminded someone of somethingmensağındırdımsensağındırdıngolsağındırdıbizsağındırdıqsizsağındırdığızalasağındırdıla
Simple past (definite)he didn't remind someone of somethingmensağındırmadımsensağındırmadıngolsağındırmadıbizsağındırmadıqsizsağındırmadığızalasağındırmadıla
Simple past (definite)did he remind someone of something?mensağındırdımmı?sensağındırdıngmı?olsağındırdımı?bizsağındırdıqmı?sizsağındırdığızmı?alasağındırdılamı?
Simple past (definite)didn't he remind someone of something?mensağındırmadımmı?sensağındırmadıngmı?olsağındırmadımı?bizsağındırmadıqmı?sizsağındırmadığızmı?alasağındırmadılamı?
Perfect (past indefinite)he has reminded someone of somethingmensağındırğanmasensağındırğansaolsağındırğandıbizsağındırğanbızsizsağındırğansızalasağındırğandıla
Perfect (past indefinite)he hasn't reminded someone of somethingmensağındırmağanmasensağındırmağansaolsağındırmağandıbizsağındırmağanbızsizsağındırmağansızalasağındırmağandıla
Perfect (past indefinite)has he reminded someone of something?mensağındırğanmıma?
sağındırğanmamı?
sensağındırğanmısa?olsağındırğanmıdı?bizsağındırğanmıbız?
sağındırğanbızmı?
sizsağındırğanmısız?alasağındırğanmıdıla?
Perfect (past indefinite)hasn't he reminded someone of something?mensağındırmağanmıma?
sağındırmağanmamı?
sensağındırmağanmısa?olsağındırmağanmıdı?bizsağındırmağanmıbız?
sağındırmağanbızmı?
sizsağındırmağanmısız?alasağındırmağanmıdıla?
Indefinite future (future I)he will remind someone of somethingmensağındırırmasensağındırırsaolsağındırırbizsağındırırbızsizsağındırırsızalasağındırırla
Indefinite future (future I)he won't remind someone of somethingmensağındırmazmasensağındırmazsaolsağındırmazbizsağındırmazbızsizsağındırmazsızalasağındırmazla
Indefinite future (future I)will he remind someone of something?mensağındırırmıma?
sağındırırmamı?
sensağındırırmısa?olsağındırırmı?bizsağındırırmıbız?
sağındırırbızmı?
sizsağındırırmısız?alasağındırırmıla?
Indefinite future (future I)won't he remind someone of something?mensağındırmazmıma?
sağındırmazmamı?
sensağındırmazmısa?olsağındırmazmı?bizsağındırmazmıbız?
sağındırmazbızmı?
sizsağındırmazmısız?alasağındırmazmıla?
Definite future (future II)he is going to remind someone of somethingmensağındırlıqma1sensağındırlıqsa1olsağındırlıqdı1bizsağındırlıqbız1sizsağındırlıqsız1alasağındırlıqdıla1
Definite future (future II)he is not going to remind someone of somethingmensağındırlıq tülme1sensağındırlıq tülse1olsağındırlıq tüldü1bizsağındırlıq tülbüz1sizsağındırlıq tülsüz1alasağındırlıq tüldüle1
Definite future (future II)is he going to remind someone of something?mensağındırlıqmıma?1
sağındırlıqmamı?
sensağındırlıqmısa?1olsağındırlıqmıdı?1bizsağındırlıqmıbız?1
sağındırlıqbızmı?
sizsağındırlıqmısız?1alasağındırlıqmıdıla?1
Definite future (future II)isn't he going to remind someone of something?mensağındırlıq tülmüme?1sensağındırlıq tülmüse?1olsağındırlıq tülmüdü?1bizsağındırlıq tülmübüz?1sizsağındırlıq tülmüsüz?1alasağındırlıq tülmüdüle?1

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Definite future (future II)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so sağındırrıqdı
Past compound tenses — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Past perfect (pluperfect)he had reminded someone of somethingmensağındırğan edimsağındırğanemsensağındırğan edingsağındırğanengolsağındırğan edisağındırğanedbizsağındırğan ediksağındırğaneksizsağındırğan edigizsağındırğanegizalasağındırğan edilesağındırğanelle
Past perfect (pluperfect)he hadn't reminded someone of somethingmensağındırmağan edimsağındırmağanemsensağındırmağan edingsağındırmağanengolsağındırmağan edisağındırmağanedbizsağındırmağan ediksağındırmağaneksizsağındırmağan edigizsağındırmağanegizalasağındırmağan edilesağındırmağanelle
Past perfect (pluperfect)no such form
Past perfect (pluperfect)no such form
Past continuous (imperfect)he was reminding someone of somethingmensağındıra edimsağındıraemsensağındıra edingsağındıraengolsağındıra edisağındıraedbizsağındıra ediksağındıraeksizsağındıra edigizsağındıraegizalasağındıra edilesağındıraelle
Past continuous (imperfect)he wasn't reminding someone of somethingmensağındırmay edimsağındırmayemsensağındırmay edingsağındırmayengolsağındırmay edisağındırmayedbizsağındırmay ediksağındırmayeksizsağındırmay edigizsağındırmayegizalasağındırmay edilesağındırmayelle
Past continuous (imperfect)no such form
Past continuous (imperfect)no such form
Habitual past (used to)he used to remind someone of somethingmensağındırıwçan edimsağındırıwçanemsensağındırıwçan edingsağındırıwçanengolsağındırıwçan edisağındırıwçanedbizsağındırıwçan ediksağındırıwçaneksizsağındırıwçan edigizsağındırıwçanegizalasağındırıwçan edilesağındırıwçanelle
Habitual past (used to)he didn't use to remind someone of somethingmensağındırıwçan tül edimsağındırıwçan tül emsensağındırıwçan tül edingsağındırıwçan tül engolsağındırıwçan tül edisağındırıwçan tül edbizsağındırıwçan tül ediksağındırıwçan tül eksizsağındırıwçan tül edigizsağındırıwçan tül egizalasağındırıwçan tül edilesağındırıwçan tül elle
Habitual past (used to)no such form
Habitual past (used to)no such form
Resultative past (had become and stayed)he had reminded someone of something and remained soolsağındırıb edialasağındırıb edile
Resultative past (had become and stayed)he hadn't reminded someone of somethingolsağındırıb tül edialasağındırıb tül edile
Resultative past (had become and stayed)no such form
Resultative past (had become and stayed)no such form
Past progressive (was in the middle of)he was in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra tura edimsağındıra turaemsensağındıra tura edingsağındıra turaengolsağındıra tura edisağındıra turaedbizsağındıra tura ediksağındıra turaeksizsağındıra tura edigizsağındıra turaegizalasağındıra tura edilesağındıra turaelle
Past progressive (was in the middle of)he wasn't in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra turmay edimsağındıra turmayemsensağındıra turmay edingsağındıra turmayengolsağındıra turmay edisağındıra turmayedbizsağındıra turmay ediksağındıra turmayeksizsağındıra turmay edigizsağındıra turmayegizalasağındıra turmay edilesağındıra turmayelle
Past progressive (was in the middle of)no such form
Past progressive (was in the middle of)no such form
Conditional result (would)he would remind someone of somethingmensağındırır edimsağındırır emsensağındırır edingsağındırır engolsağındırır edisağındırır edbizsağındırır ediksağındırır eksizsağındırır edigizsağındırır egizalasağındırır edilesağındırır elle
Conditional result (would)he wouldn't remind someone of somethingmensağındırmaz edimsağındırmaz emsensağındırmaz edingsağındırmaz engolsağındırmaz edisağındırmaz edbizsağındırmaz ediksağındırmaz eksizsağındırmaz edigizsağındırmaz egizalasağındırmaz edilesağındırmaz elle
Conditional result (would)no such form
Conditional result (would)no such form
Past conditional result (would have)he would have reminded someone of somethingmensağındırlıq edim2sağındırlıq emsensağındırlıq eding2sağındırlıq engolsağındırlıq edi2sağındırlıq edbizsağındırlıq edik2sağındırlıq eksizsağındırlıq edigiz2sağındırlıq egizalasağındırlıq edile2sağındırlıq elle
Past conditional result (would have)he wouldn't have reminded someone of somethingmensağındırlıq tül edim2sağındırlıq tül emsensağındırlıq tül eding2sağındırlıq tül engolsağındırlıq tül edi2sağındırlıq tül edbizsağındırlıq tül edik2sağındırlıq tül eksizsağındırlıq tül edigiz2sağındırlıq tül egizalasağındırlıq tül edile2sağındırlıq tül elle
Past conditional result (would have)no such form
Past conditional result (would have)no such form
  1. Past conditional result (would have)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so sağındırrıq edi
Conditional — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Conditionalif he reminds someone of somethingmensağındırsamsensağındırsangolsağındırsabizsağındırsaqsizsağındırsağızalasağındırsala
Conditionalif he doesn't remind someone of somethingmensağındırmasamsensağındırmasangolsağındırmasabizsağındırmasaqsizsağındırmasağızalasağındırmasala
Conditionalno such form
Conditionalno such form
Conditional, present realif he is reminding someone of somethingmensağındıra esemsensağındıra esengolsağındıra esebizsağındıra eseksizsağındıra esegizalasağındıra esele
Conditional, present realif he is not reminding someone of somethingmensağındırmay esemsensağındırmay esengolsağındırmay esebizsağındırmay eseksizsağındırmay esegizalasağındırmay esele
Conditional, present realno such form
Conditional, present realno such form
Wish, present/future (if only)if only he reminded someone of somethingmensağındırsam edisağındırsam edsensağındırsang edisağındırsang edolsağındırsa edisağındırsaedbizsağındırsaq edisağındırsaq edsizsağındırsağız edisağındırsağız edalasağındırsala edisağındırsalaed
Wish, present/future (if only)if only he didn't remind someone of somethingmensağındırmasam edisağındırmasam edsensağındırmasang edisağındırmasang edolsağındırmasa edisağındırmasaedbizsağındırmasaq edisağındırmasaq edsizsağındırmasağız edisağındırmasağız edalasağındırmasala edisağındırmasalaed
Wish, present/future (if only)no such form
Wish, present/future (if only)no such form
Conditional, definite past3if he reminded someone of somethingmensağındırdım esemsensağındırdıng esengolsağındırdı esebizsağındırdıq eseksizsağındırdığız esegizalasağındırdıla esele
Conditional, definite past3if he didn't remind someone of somethingmensağındırmadım esemsensağındırmadıng esengolsağındırmadı esebizsağındırmadıq eseksizsağındırmadığız esegizalasağındırmadıla esele
Conditional, definite pastno such form
Conditional, definite pastno such form
Conditional, past realif he did remind someone of something (indeed)mensağındırğan esemsensağındırğan esengolsağındırğan esebizsağındırğan eseksizsağındırğan esegizalasağındırğan esele
Conditional, past realif he didn't remind someone of something (indeed)mensağındırmağan esemsensağındırmağan esengolsağındırmağan esebizsağındırmağan eseksizsağındırmağan esegizalasağındırmağan esele
Conditional, past realno such form
Conditional, past realno such form
Conditional, counterfactualif he had reminded someone of somethingmensağındırğan bolsamsensağındırğan bolsangolsağındırğan bolsabizsağındırğan bolsaqsizsağındırğan bolsağızalasağındırğan bolsala
Conditional, counterfactualif he hadn't reminded someone of somethingmensağındırmağan bolsamsensağındırmağan bolsangolsağındırmağan bolsabizsağındırmağan bolsaqsizsağındırmağan bolsağızalasağındırmağan bolsala
Conditional, counterfactualno such form
Conditional, counterfactualno such form
Wish, past (if only I had)if only he had reminded someone of somethingmensağındırğan bolsam edisağındırğan bolsam edsensağındırğan bolsang edisağındırğan bolsang edolsağındırğan bolsa edisağındırğan bolsaedbizsağındırğan bolsaq edisağındırğan bolsaq edsizsağındırğan bolsağız edisağındırğan bolsağız edalasağındırğan bolsala edisağındırğan bolsalaed
Wish, past (if only I had)if only he hadn't reminded someone of somethingmensağındırmağan bolsam edisağındırmağan bolsam edsensağındırmağan bolsang edisağındırmağan bolsang edolsağındırmağan bolsa edisağındırmağan bolsaedbizsağındırmağan bolsaq edisağındırmağan bolsaq edsizsağındırmağan bolsağız edisağındırmağan bolsağız edalasağındırmağan bolsala edisağındırmağan bolsalaed
Wish, past (if only I had)no such form
Wish, past (if only I had)no such form
Conditional, aoristif he will remind someone of somethingmensağındırır esemsensağındırır esengolsağındırır esebizsağındırır eseksizsağındırır esegizalasağındırır esele
Conditional, aoristif he won't remind someone of somethingmensağındırmaz esemsensağındırmaz esengolsağındırmaz esebizsağındırmaz eseksizsağındırmaz esegizalasağındırmaz esele
Conditional, aoristno such form
Conditional, aoristno such form
Conditional, futureif he is going to remind someone of somethingmensağındırlıq esem4sensağındırlıq eseng4olsağındırlıq ese4bizsağındırlıq esek4sizsağındırlıq esegiz4alasağındırlıq esele4
Conditional, futureif he is not going to remind someone of somethingmensağındırlıq tül esem4sensağındırlıq tül eseng4olsağındırlıq tül ese4bizsağındırlıq tül esek4sizsağındırlıq tül esegiz4alasağındırlıq tül esele4
Conditional, futureno such form
Conditional, futureno such form
Conditional, counterfactual futureif he were going to remind someone of somethingmensağındırlıq bolsam5sensağındırlıq bolsang5olsağındırlıq bolsa5bizsağındırlıq bolsaq5sizsağındırlıq bolsağız5alasağındırlıq bolsala5
Conditional, counterfactual futureif he were not going to remind someone of somethingmensağındırmazlıq bolsamsensağındırmazlıq bolsangolsağındırmazlıq bolsabizsağındırmazlıq bolsaqsizsağındırmazlıq bolsağızalasağındırmazlıq bolsala
Conditional, counterfactual futureno such form
Conditional, counterfactual futureno such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Conditional, definite pastalso sağındırdıng ese: the person on the verb only (Байрамкулов and Урусбиев 1967 § 110)
  2. Conditional, futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so sağındırrıq ese
  3. Conditional, counterfactual futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so sağındırrıq bolsa
Inferential — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present (must be doing)he must be reminding someone of somethingmensağındıra bolurmasensağındıra bolursaolsağındıra bolurbizsağındıra bolurbuzsizsağındıra bolursuzalasağındıra bolurla
Inference, present (must be doing)he must not be reminding someone of somethingmensağındırmay bolurmasensağındırmay bolursaolsağındırmay bolurbizsağındırmay bolurbuzsizsağındırmay bolursuzalasağındırmay bolurla
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)he must be in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra tura bolurmasensağındıra tura bolursaolsağındıra tura bolurbizsağındıra tura bolurbuzsizsağındıra tura bolursuzalasağındıra tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)he must keep on not reminding someone of somethingmensağındırmay tura bolurmasensağındırmay tura bolursaolsağındırmay tura bolurbizsağındırmay tura bolurbuzsizsağındırmay tura bolursuzalasağındırmay tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference (must have)he must have reminded someone of somethingmensağındırğan bolurmasensağındırğan bolursaolsağındırğan bolurbizsağındırğan bolurbuzsizsağındırğan bolursuzalasağındırğan bolurla
Inference (must have)he must not have reminded someone of somethingmensağındırmağan bolurmasensağındırmağan bolursaolsağındırmağan bolurbizsağındırmağan bolurbuzsizsağındırmağan bolursuzalasağındırmağan bolurla
Inference (must have)no such form
Inference (must have)no such form
Inference, future (must be going to)he must be going to remind someone of somethingmensağındırlıq bolurma6sensağındırlıq bolursa6olsağındırlıq bolur6bizsağındırlıq bolurbuz6sizsağındırlıq bolursuz6alasağındırlıq bolurla6
Inference, future (must be going to)he must not be going to remind someone of somethingmensağındırmazlıq bolurmasensağındırmazlıq bolursaolsağındırmazlıq bolurbizsağındırmazlıq bolurbuzsizsağındırmazlıq bolursuzalasağındırmazlıq bolurla
Inference, future (must be going to)no such form
Inference, future (must be going to)no such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Inference, future (must be going to)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so sağındırrıq bolur
Commands, requests and wishes — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Commands & suggestionslet him/her/it remind someone of somethingmensağındırayımsensağındır!olsağındırsınbizsağındırayıqsizsağındırığız!alasağındırsınla
Commands & suggestionslet him/her/it not remind someone of somethingmensağındırmayımsensağındırma!olsağındırmasınbizsağındırmayıqsizsağındırmağız!alasağındırmasınla
Commands & suggestionsshould he remind someone of something?mensağındırayımmı?olsağındırsınmı?bizsağındırayıqmı?alasağındırsınlamı?
Commands & suggestionsshould he not remind someone of something?mensağındırmayımmı?olsağındırmasınmı?bizsağındırmayıqmı?alasağındırmasınlamı?
Requestsdo let him/her/it remind someone of somethingsensağındırçı7olsağındırsınçısizsağındırçığızalasağındırsınlaçı
Requestsdo let him/her/it not remind someone of somethingsensağındırmaçı7olsağındırmasınçısizsağındırmaçığızalasağındırmasınlaçı
Requestsno such form
Requestsno such form
Blessings & curses — may you…may you remind someone of somethingsensağındırğınsağındırğı
Blessings & curses — may you…may you not remind someone of somethingsensağındırmağınsağındırmağı
Blessings & curses — may you…no such form
Blessings & curses — may you…no such form
Optative wish (-ğay + edi)would that he reminded someone of somethingmensağındırğay edim
sağındırğa edim
sensağındırğay eding
sağındırğa eding
olsağındırğay edi
sağındırğa edi
bizsağındırğay edik
sağındırğa edik
sizsağındırğay edigiz
sağındırğa edigiz
alasağındırğay edile
sağındırğa edile
Optative wish (-ğay + edi)would that he did not remind someone of somethingmensağındırmağay edim
sağındırmağa edim
sensağındırmağay eding
sağındırmağa eding
olsağındırmağay edi
sağındırmağa edi
bizsağındırmağay edik
sağındırmağa edik
sizsağındırmağay edigiz
sağındırmağa edigiz
alasağındırmağay edile
sağındırmağa edile
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Let someone… (commands)let him/her/it allow someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoyayımsağındırma qoyayımsensağındırmağa qoy!sağındırma qoy!olsağındırmağa qoysunsağındırma qoysunbizsağındırmağa qoyayıqsağındırma qoyayıqsizsağındırmağa qoyuğuz!sağındırma qoyuğuz!alasağındırmağa qoysunlasağındırma qoysunla
Let someone… (commands)let him/her/it not allow someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoymayımsağındırma qoymayımsensağındırmağa qoyma!sağındırma qoyma!olsağındırmağa qoymasınsağındırma qoymasınbizsağındırmağa qoymayıqsağındırma qoymayıqsizsağındırmağa qoymağız!sağındırma qoymağız!alasağındırmağa qoymasınlasağındırma qoymasınla
Let someone… (commands)should he allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoyayımmı?sağındırma qoyayımmı?olsağındırmağa qoysunmu?sağındırma qoysunmu?bizsağındırmağa qoyayıqmı?sağındırma qoyayıqmı?alasağındırmağa qoysunlamı?sağındırma qoysunlamı?
Let someone… (commands)should he not allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoymayımmı?sağındırma qoymayımmı?olsağındırmağa qoymasınmı?sağındırma qoymasınmı?bizsağındırmağa qoymayıqmı?sağındırma qoymayıqmı?alasağındırmağa qoymasınlamı?sağındırma qoymasınlamı?
Let someone… (present)he allows someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoyamasağındırma qoyamasensağındırmağa qoyasasağındırma qoyasaolsağındırmağa qoyadısağındırma qoyadıbizsağındırmağa qoyabızsağındırma qoyabızsizsağındırmağa qoyasızsağındırma qoyasızalasağındırmağa qoyadılasağındırma qoyadıla
Let someone… (present)he doesn't allow someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoymaymasağındırma qoymaymasensağındırmağa qoymaysasağındırma qoymaysaolsağındırmağa qoymaydısağındırma qoymaydıbizsağındırmağa qoymaybızsağındırma qoymaybızsizsağındırmağa qoymaysızsağındırma qoymaysızalasağındırmağa qoymaydılasağındırma qoymaydıla
Let someone… (present)does he allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoyamıma?sağındırma qoyamıma?sensağındırmağa qoyamısa?sağındırma qoyamısa?olsağındırmağa qoyamıdı?sağındırma qoyamıdı?bizsağındırmağa qoyamıbız?sağındırma qoyamıbız?sizsağındırmağa qoyamısız?sağındırma qoyamısız?alasağındırmağa qoyamıdıla?sağındırma qoyamıdıla?
Let someone… (present)doesn't he allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoymaymıma?sağındırma qoymaymıma?sensağındırmağa qoymaymısa?sağındırma qoymaymısa?olsağındırmağa qoymaymıdı?sağındırma qoymaymıdı?bizsağındırmağa qoymaymıbız?sağındırma qoymaymıbız?sizsağındırmağa qoymaymısız?sağındırma qoymaymısız?alasağındırmağa qoymaymıdıla?sağındırma qoymaymıdıla?
Let someone… (past)he allowed someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoydumsağındırma qoydumsensağındırmağa qoydungsağındırma qoydungolsağındırmağa qoydusağındırma qoydubizsağındırmağa qoyduqsağındırma qoyduqsizsağındırmağa qoyduğuzsağındırma qoyduğuzalasağındırmağa qoydulasağındırma qoydula
Let someone… (past)he didn't allow someone to remind someone of somethingmensağındırmağa qoymadımsağındırma qoymadımsensağındırmağa qoymadıngsağındırma qoymadıngolsağındırmağa qoymadısağındırma qoymadıbizsağındırmağa qoymadıqsağındırma qoymadıqsizsağındırmağa qoymadığızsağındırma qoymadığızalasağındırmağa qoymadılasağındırma qoymadıla
Let someone… (past)did he allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoydummu?sağındırma qoydummu?sensağındırmağa qoydungmu?sağındırma qoydungmu?olsağındırmağa qoydumu?sağındırma qoydumu?bizsağındırmağa qoyduqmu?sağındırma qoyduqmu?sizsağındırmağa qoyduğuzmu?sağındırma qoyduğuzmu?alasağındırmağa qoydulamı?sağındırma qoydulamı?
Let someone… (past)didn't he allow someone to remind someone of something?mensağındırmağa qoymadımmı?sağındırma qoymadımmı?sensağındırmağa qoymadıngmı?sağındırma qoymadıngmı?olsağındırmağa qoymadımı?sağındırma qoymadımı?bizsağındırmağa qoymadıqmı?sağındırma qoymadıqmı?sizsağındırmağa qoymadığızmı?sağındırma qoymadığızmı?alasağındırmağa qoymadılamı?sağındırma qoymadılamı?
  1. RequestsSpoken variant: singular requests can add a final nasal consonant, with the same request meaning.
Ability — forms of sağındırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Ability — presenthe can remind someone of somethingmensağındıralamasensağındıralasaolsağındıraladıbizsağındıralabızsizsağındıralasızalasağındıraladıla
Ability — presenthe can't remind someone of somethingmensağındıralmaymasensağındıralmaysaolsağındıralmaydıbizsağındıralmaybızsizsağındıralmaysızalasağındıralmaydıla
Ability — presentcan he remind someone of something?mensağındıralamıma?
sağındıralamamı?
sensağındıralamısa?olsağındıralamıdı?bizsağındıralamıbız?
sağındıralabızmı?
sizsağındıralamısız?alasağındıralamıdıla?
Ability — presentcan't he remind someone of something?mensağındıralmaymıma?
sağındıralmaymamı?
sensağındıralmaymısa?olsağındıralmaymıdı?bizsağındıralmaymıbız?
sağındıralmaybızmı?
sizsağındıralmaymısız?alasağındıralmaymıdıla?
Ability — if I can…if he can remind someone of somethingmensağındıralsamsensağındıralsangolsağındıralsabizsağındıralsaqsizsağındıralsağızalasağındıralsala
Ability — if I can…if he can't remind someone of somethingmensağındıralmasamsensağındıralmasangolsağındıralmasabizsağındıralmasaqsizsağındıralmasağızalasağındıralmasala
Ability — if I can…no such form
Ability — if I can…no such form
Ability — simple pasthe was able to remind someone of somethingmensağındıraldımsensağındıraldıngolsağındıraldıbizsağındıraldıqsizsağındıraldığızalasağındıraldıla
Ability — simple pasthe could not remind someone of somethingmensağındıralmadımsensağındıralmadıngolsağındıralmadıbizsağındıralmadıqsizsağındıralmadığızalasağındıralmadıla
Ability — simple pastwas he able to remind someone of something?mensağındıraldımmı?sensağındıraldıngmı?olsağındıraldımı?bizsağındıraldıqmı?sizsağındıraldığızmı?alasağındıraldılamı?
Ability — simple pastcouldn't he remind someone of something?mensağındıralmadımmı?sensağındıralmadıngmı?olsağındıralmadımı?bizsağındıralmadıqmı?sizsağındıralmadığızmı?alasağındıralmadılamı?
Ability — perfect / -ğan pasthe has been able to remind someone of somethingmensağındıralğanmasensağındıralğansaolsağındıralğandıbizsağındıralğanbızsizsağındıralğansızalasağındıralğandıla
Ability — perfect / -ğan pasthe hasn't been able to remind someone of somethingmensağındıralmağanmasensağındıralmağansaolsağındıralmağandıbizsağındıralmağanbızsizsağındıralmağansızalasağındıralmağandıla
Ability — perfect / -ğan pasthas he been able to remind someone of something?mensağındıralğanmıma?
sağındıralğanmamı?
sensağındıralğanmısa?olsağındıralğanmıdı?bizsağındıralğanmıbız?
sağındıralğanbızmı?
sizsağındıralğanmısız?alasağındıralğanmıdıla?
Ability — perfect / -ğan pasthasn't he been able to remind someone of something?mensağındıralmağanmıma?
sağındıralmağanmamı?
sensağındıralmağanmısa?olsağındıralmağanmıdı?bizsağındıralmağanmıbız?
sağındıralmağanbızmı?
sizsağındıralmağanmısız?alasağındıralmağanmıdıla?
Ability — past perfecthe had been able to remind someone of somethingmensağındıralğan edimsağındıralğanemsensağındıralğan edingsağındıralğanengolsağındıralğan edisağındıralğanedbizsağındıralğan ediksağındıralğaneksizsağındıralğan edigizsağındıralğanegizalasağındıralğan edilesağındıralğanelle
Ability — past perfecthe hadn't been able to remind someone of somethingmensağındıralmağan edimsağındıralmağanemsensağındıralmağan edingsağındıralmağanengolsağındıralmağan edisağındıralmağanedbizsağındıralmağan ediksağındıralmağaneksizsağındıralmağan edigizsağındıralmağanegizalasağındıralmağan edilesağındıralmağanelle
Ability — past perfectno such form
Ability — past perfectno such form
Ability — past backgroundhe could remind someone of somethingmensağındırala edimsağındıralaemsensağındırala edingsağındıralaengolsağındırala edisağındıralaedbizsağındırala ediksağındıralaeksizsağındırala edigizsağındıralaegizalasağındırala edilesağındıralaelle
Ability — past backgroundhe could not remind someone of somethingmensağındıralmay edimsağındıralmayemsensağındıralmay edingsağındıralmayengolsağındıralmay edisağındıralmayedbizsağındıralmay ediksağındıralmayeksizsağındıralmay edigizsağındıralmayegizalasağındıralmay edilesağındıralmayelle
Ability — past backgroundno such form
Ability — past backgroundno such form
Ability — future Ihe will be able to remind someone of somethingmensağındıralırmasensağındıralırsaolsağındıralırbizsağındıralırbızsizsağındıralırsızalasağındıralırla
Ability — future Ihe won't be able to remind someone of somethingmensağındıralmazmasensağındıralmazsaolsağındıralmazbizsağındıralmazbızsizsağındıralmazsızalasağındıralmazla
Ability — future Iwill he be able to remind someone of something?mensağındıralırmıma?
sağındıralırmamı?
sensağındıralırmısa?olsağındıralırmı?bizsağındıralırmıbız?
sağındıralırbızmı?
sizsağındıralırmısız?alasağındıralırmıla?
Ability — future Iwon't he be able to remind someone of something?mensağındıralmazmıma?
sağındıralmazmamı?
sensağındıralmazmısa?olsağındıralmazmı?bizsağındıralmazmıbız?
sağındıralmazbızmı?
sizsağındıralmazmısız?alasağındıralmazmıla?
Ability — future IIhe is going to be able to remind someone of somethingmensağındırallıqmasensağındırallıqsaolsağındırallıqdıbizsağındırallıqbızsizsağındırallıqsızalasağındırallıqdıla
Ability — future IIhe is not going to be able to remind someone of somethingmensağındırallıq tülmesensağındırallıq tülseolsağındırallıq tüldübizsağındırallıq tülbüzsizsağındırallıq tülsüzalasağındırallıq tüldüle
Ability — future IIis he going to be able to remind someone of something?mensağındırallıqmıma?
sağındırallıqmamı?
sensağındırallıqmısa?olsağındırallıqmıdı?bizsağındırallıqmıbız?
sağındırallıqbızmı?
sizsağındırallıqmısız?alasağındırallıqmıdıla?
Ability — future IIisn't he going to be able to remind someone of something?mensağındırallıq tülmüme?sensağındırallıq tülmüse?olsağındırallıq tülmüdü?bizsağındırallıq tülmübüz?sizsağındırallıq tülmüsüz?alasağındırallıq tülmüdüle?
Ability — would be able to…he would be able to remind someone of somethingmensağındıralır edimsağındıralır emsensağındıralır edingsağındıralır engolsağındıralır edisağındıralır edbizsağındıralır ediksağındıralır eksizsağındıralır edigizsağındıralır egizalasağındıralır edilesağındıralır elle
Ability — would be able to…he wouldn't be able to remind someone of somethingmensağındıralmaz edimsağındıralmaz emsensağındıralmaz edingsağındıralmaz engolsağındıralmaz edisağındıralmaz edbizsağındıralmaz ediksağındıralmaz eksizsağındıralmaz edigizsağındıralmaz egizalasağındıralmaz edilesağındıralmaz elle
Ability — would be able to…no such form
Ability — would be able to…no such form
Second-person optative — abilitymay you be able to remind someone of somethingsensağındıralğınsağındıralğı
Second-person optative — abilitymay you not be able to remind someone of somethingsensağındıralmağınsağındıralmağı
Second-person optative — abilityno such form
Second-person optative — abilityno such form
Emphatic and rare forms — forms of sağındırırğa: the second negation of each tense that has one, across the six persons.
FormmenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present — auxiliary negatedhe can't be reminding someone of somethingmensağındıra bolmazmasensağındıra bolmazsaolsağındıra bolmazbizsağındıra bolmazbızsizsağındıra bolmazsızalasağındıra bolmazla
Inference, present — double negationhe must be reminding someone of something (emphatic)mensağındırmay bolmazmasensağındırmay bolmazsaolsağındırmay bolmazbizsağındırmay bolmazbızsizsağındırmay bolmazsızalasağındırmay bolmazla
Inference, progressive — auxiliary negatedhe can't be in the middle of reminding someone of somethingmensağındıra tura bolmazmasensağındıra tura bolmazsaolsağındıra tura bolmazbizsağındıra tura bolmazbızsizsağındıra tura bolmazsızalasağındıra tura bolmazla
Inference, progressive — double negationhe must keep on not reminding someone of something (emphatic)mensağındırmay tura bolmazmasensağındırmay tura bolmazsaolsağındırmay tura bolmazbizsağındırmay tura bolmazbızsizsağındırmay tura bolmazsızalasağındırmay tura bolmazla
Progressive — verb negatedhe keeps on not reminding someone of somethingmensağındırmay turamasensağındırmay turasaolsağındırmay turadıbizsağındırmay turabızsizsağındırmay turasızalasağındırmay turadıla
Progressive — double negationhe is not keeping on not reminding someone of somethingmensağındırmay turmaymasensağındırmay turmaysaolsağındırmay turmaydıbizsağındırmay turmaybızsizsağındırmay turmaysızalasağındırmay turmaydıla
Progressive — double negationisn't he keeping on not reminding someone of something?mensağındırmay turmaymımasensağındırmay turmaymısaolsağındırmay turmaymıdıbizsağındırmay turmaymıbızsizsağındırmay turmaymısızalasağındırmay turmaymıdıla
Inference — auxiliary negatedhe can't have reminded someone of somethingmensağındırğan bolmazmasensağındırğan bolmazsaolsağındırğan bolmazbizsağındırğan bolmazbızsizsağındırğan bolmazsızalasağındırğan bolmazla
Inference — double negationhe must have reminded someone of something (emphatic)mensağındırmağan bolmazmasensağındırmağan bolmazsaolsağındırmağan bolmazbizsağındırmağan bolmazbızsizsağındırmağan bolmazsızalasağındırmağan bolmazla
Counterfactual — auxiliary negatedif it weren't that he had reminded someone of somethingmensağındırğan bolmasamsensağındırğan bolmasangolsağındırğan bolmasabizsağındırğan bolmasaqsizsağındırğan bolmasağızalasağındırğan bolmasala
Counterfactual — double negationif it weren't that he hadn't reminded someone of somethingmensağındırmağan bolmasamsensağındırmağan bolmasangolsağındırmağan bolmasabizsağındırmağan bolmasaqsizsağındırmağan bolmasağızalasağındırmağan bolmasala
Inference, future — auxiliary negatedhe can't be going to remind someone of somethingmensağındırlıq bolmazmasensağındırlıq bolmazsaolsağındırlıq bolmazbizsağındırlıq bolmazbızsizsağındırlıq bolmazsızalasağındırlıq bolmazla
Inference, future — double negationhe must be going to remind someone of something (emphatic)mensağındırmazlıq bolmazmasensağındırmazlıq bolmazsaolsağındırmazlıq bolmazbizsağındırmazlıq bolmazbızsizsağındırmazlıq bolmazsızalasağındırmazlıq bolmazla
Counterfactual future — auxiliary negatedif it weren't that he were going to remind someone of somethingmensağındırlıq bolmasamsensağındırlıq bolmasangolsağındırlıq bolmasabizsağındırlıq bolmasaqsizsağındırlıq bolmasağızalasağındırlıq bolmasala
Counterfactual future — double negationif it weren't that he were not going to remind someone of somethingmensağındırmazlıq bolmasamsensağındırmazlıq bolmasangolsağındırmazlıq bolmasabizsağındırmazlıq bolmasaqsizsağındırmazlıq bolmasağızalasağındırmazlıq bolmasala