sındırtırğa

/sɯndɯrtɯrʁa/

Conjugation

  • sındırtadıhe is making someone break something
  • sındırtdıhe made someone break something
  • sındırthandıhe has made someone break something
  • sındırtırhe will make someone break something
  • sındırtırıqdıhe is going to make someone break something
  • sındırta edihe was making someone break something
  • sındırtsaif he makes someone break something
  • sındırt!make someone break something!
Simple tenses — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Present (simple & continuous)he is making someone break somethingmensındırtamasensındırtasaolsındırtadıbizsındırtabızsizsındırtasızalasındırtadıla
Present (simple & continuous)he is not making someone break somethingmensındırtmaymasensındırtmaysaolsındırtmaydıbizsındırtmaybızsizsındırtmaysızalasındırtmaydıla
Present (simple & continuous)is he making someone break something?mensındırtamıma?
sındırtamamı?
sensındırtamısa?olsındırtamıdı?bizsındırtamıbız?
sındırtabızmı?
sizsındırtamısız?alasındırtamıdıla?
Present (simple & continuous)isn't he making someone break something?mensındırtmaymıma?
sındırtmaymamı?
sensındırtmaymısa?olsındırtmaymıdı?bizsındırtmaymıbız?
sındırtmaybızmı?
sizsındırtmaymısız?alasındırtmaymıdıla?
Habitual (usually, tends to)he usually makes someone break somethingmensındırtıwçanmasensındırtıwçansaolsındırtıwçandıbizsındırtıwçanbızsizsındırtıwçansızalasındırtıwçandıla
Habitual (usually, tends to)he doesn't usually make someone break somethingmensındırtıwçan tülmesensındırtıwçan tülseolsındırtıwçan tüldübizsındırtıwçan tülbüzsizsındırtıwçan tülsüzalasındırtıwçan tüldüle
Habitual (usually, tends to)does he usually make someone break something?mensındırtıwçanmıma?
sındırtıwçanmamı?
sensındırtıwçanmısa?olsındırtıwçanmıdı?bizsındırtıwçanmıbız?
sındırtıwçanbızmı?
sizsındırtıwçanmısız?alasındırtıwçanmıdıla?
Habitual (usually, tends to)doesn't he usually make someone break something?mensındırtıwçan tülmüme?sensındırtıwçan tülmüse?olsındırtıwçan tülmüdü?bizsındırtıwçan tülmübüz?sizsındırtıwçan tülmüsüz?alasındırtıwçan tülmüdüle?
Resultative (has become and stays)he has made someone break something and remains soolsındırtıbdıalasındırtıbdıla
Resultative (has become and stays)no such form
Resultative (has become and stays)has he made someone break something?olsındırtıbmıdı?alasındırtıbmıdıla?
Resultative (has become and stays)no such form
Progressive (in the middle of)he is in the middle of making someone break somethingmensındırta turamasensındırta turasaolsındırta turadıbizsındırta turabızsizsındırta turasızalasındırta turadıla
Progressive (in the middle of)he is not in the middle of making someone break somethingmensındırta turmaymasensındırta turmaysaolsındırta turmaydıbizsındırta turmaybızsizsındırta turmaysızalasındırta turmaydıla
Progressive (in the middle of)is he in the middle of making someone break something?mensındırta turamıma?
sındırta turamamı?
sensındırta turamısa?olsındırta turamıdı?bizsındırta turamıbız?
sındırta turabızmı?
sizsındırta turamısız?alasındırta turamıdıla?
Progressive (in the middle of)isn't he in the middle of making someone break something?mensındırta turmaymıma?
sındırta turmaymamı?
sensındırta turmaymısa?olsındırta turmaymıdı?bizsındırta turmaymıbız?
sındırta turmaybızmı?
sizsındırta turmaymısız?alasındırta turmaymıdıla?
Simple past (definite)he made someone break somethingmensındırtdımsensındırtdıngolsındırtdıbizsındırtdıqsizsındırtdığızalasındırtdıla
Simple past (definite)he didn't make someone break somethingmensındırtmadımsensındırtmadıngolsındırtmadıbizsındırtmadıqsizsındırtmadığızalasındırtmadıla
Simple past (definite)did he make someone break something?mensındırtdımmı?sensındırtdıngmı?olsındırtdımı?bizsındırtdıqmı?sizsındırtdığızmı?alasındırtdılamı?
Simple past (definite)didn't he make someone break something?mensındırtmadımmı?sensındırtmadıngmı?olsındırtmadımı?bizsındırtmadıqmı?sizsındırtmadığızmı?alasındırtmadılamı?
Perfect (past indefinite)he has made someone break somethingmensındırthanmasensındırthansaolsındırthandıbizsındırthanbızsizsındırthansızalasındırthandıla
Perfect (past indefinite)he hasn't made someone break somethingmensındırtmağanmasensındırtmağansaolsındırtmağandıbizsındırtmağanbızsizsındırtmağansızalasındırtmağandıla
Perfect (past indefinite)has he made someone break something?mensındırthanmıma?
sındırthanmamı?
sensındırthanmısa?olsındırthanmıdı?bizsındırthanmıbız?
sındırthanbızmı?
sizsındırthanmısız?alasındırthanmıdıla?
Perfect (past indefinite)hasn't he made someone break something?mensındırtmağanmıma?
sındırtmağanmamı?
sensındırtmağanmısa?olsındırtmağanmıdı?bizsındırtmağanmıbız?
sındırtmağanbızmı?
sizsındırtmağanmısız?alasındırtmağanmıdıla?
Indefinite future (future I)he will make someone break somethingmensındırtırmasensındırtırsaolsındırtırbizsındırtırbızsizsındırtırsızalasındırtırla
Indefinite future (future I)he won't make someone break somethingmensındırtmazmasensındırtmazsaolsındırtmazbizsındırtmazbızsizsındırtmazsızalasındırtmazla
Indefinite future (future I)will he make someone break something?mensındırtırmıma?
sındırtırmamı?
sensındırtırmısa?olsındırtırmı?bizsındırtırmıbız?
sındırtırbızmı?
sizsındırtırmısız?alasındırtırmıla?
Indefinite future (future I)won't he make someone break something?mensındırtmazmıma?
sındırtmazmamı?
sensındırtmazmısa?olsındırtmazmı?bizsındırtmazmıbız?
sındırtmazbızmı?
sizsındırtmazmısız?alasındırtmazmıla?
Definite future (future II)he is going to make someone break somethingmensındırtırıqmasensındırtırıqsaolsındırtırıqdıbizsındırtırıqbızsizsındırtırıqsızalasındırtırıqdıla
Definite future (future II)he is not going to make someone break somethingmensındırtırıq tülmesensındırtırıq tülseolsındırtırıq tüldübizsındırtırıq tülbüzsizsındırtırıq tülsüzalasındırtırıq tüldüle
Definite future (future II)is he going to make someone break something?mensındırtırıqmıma?
sındırtırıqmamı?
sensındırtırıqmısa?olsındırtırıqmıdı?bizsındırtırıqmıbız?
sındırtırıqbızmı?
sizsındırtırıqmısız?alasındırtırıqmıdıla?
Definite future (future II)isn't he going to make someone break something?mensındırtırıq tülmüme?sensındırtırıq tülmüse?olsındırtırıq tülmüdü?bizsındırtırıq tülmübüz?sizsındırtırıq tülmüsüz?alasındırtırıq tülmüdüle?

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

Past compound tenses — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Past perfect (pluperfect)he had made someone break somethingmensındırthan edimsındırthanemsensındırthan edingsındırthanengolsındırthan edisındırthanedbizsındırthan ediksındırthaneksizsındırthan edigizsındırthanegizalasındırthan edilesındırthanelle
Past perfect (pluperfect)he hadn't made someone break somethingmensındırtmağan edimsındırtmağanemsensındırtmağan edingsındırtmağanengolsındırtmağan edisındırtmağanedbizsındırtmağan ediksındırtmağaneksizsındırtmağan edigizsındırtmağanegizalasındırtmağan edilesındırtmağanelle
Past perfect (pluperfect)no such form
Past perfect (pluperfect)no such form
Past continuous (imperfect)he was making someone break somethingmensındırta edimsındırtaemsensındırta edingsındırtaengolsındırta edisındırtaedbizsındırta ediksındırtaeksizsındırta edigizsındırtaegizalasındırta edilesındırtaelle
Past continuous (imperfect)he wasn't making someone break somethingmensındırtmay edimsındırtmayemsensındırtmay edingsındırtmayengolsındırtmay edisındırtmayedbizsındırtmay ediksındırtmayeksizsındırtmay edigizsındırtmayegizalasındırtmay edilesındırtmayelle
Past continuous (imperfect)no such form
Past continuous (imperfect)no such form
Habitual past (used to)he used to make someone break somethingmensındırtıwçan edimsındırtıwçanemsensındırtıwçan edingsındırtıwçanengolsındırtıwçan edisındırtıwçanedbizsındırtıwçan ediksındırtıwçaneksizsındırtıwçan edigizsındırtıwçanegizalasındırtıwçan edilesındırtıwçanelle
Habitual past (used to)he didn't use to make someone break somethingmensındırtıwçan tül edimsındırtıwçan tül emsensındırtıwçan tül edingsındırtıwçan tül engolsındırtıwçan tül edisındırtıwçan tül edbizsındırtıwçan tül ediksındırtıwçan tül eksizsındırtıwçan tül edigizsındırtıwçan tül egizalasındırtıwçan tül edilesındırtıwçan tül elle
Habitual past (used to)no such form
Habitual past (used to)no such form
Resultative past (had become and stayed)he had made someone break something and remained soolsındırtıb edialasındırtıb edile
Resultative past (had become and stayed)he hadn't made someone break somethingolsındırtıb tül edialasındırtıb tül edile
Resultative past (had become and stayed)no such form
Resultative past (had become and stayed)no such form
Past progressive (was in the middle of)he was in the middle of making someone break somethingmensındırta tura edimsındırta turaemsensındırta tura edingsındırta turaengolsındırta tura edisındırta turaedbizsındırta tura ediksındırta turaeksizsındırta tura edigizsındırta turaegizalasındırta tura edilesındırta turaelle
Past progressive (was in the middle of)he wasn't in the middle of making someone break somethingmensındırta turmay edimsındırta turmayemsensındırta turmay edingsındırta turmayengolsındırta turmay edisındırta turmayedbizsındırta turmay ediksındırta turmayeksizsındırta turmay edigizsındırta turmayegizalasındırta turmay edilesındırta turmayelle
Past progressive (was in the middle of)no such form
Past progressive (was in the middle of)no such form
Conditional result (would)he would make someone break somethingmensındırtır edimsındırtır emsensındırtır edingsındırtır engolsındırtır edisındırtır edbizsındırtır ediksındırtır eksizsındırtır edigizsındırtır egizalasındırtır edilesındırtır elle
Conditional result (would)he wouldn't make someone break somethingmensındırtmaz edimsındırtmaz emsensındırtmaz edingsındırtmaz engolsındırtmaz edisındırtmaz edbizsındırtmaz ediksındırtmaz eksizsındırtmaz edigizsındırtmaz egizalasındırtmaz edilesındırtmaz elle
Conditional result (would)no such form
Conditional result (would)no such form
Past conditional result (would have)he would have made someone break somethingmensındırtırıq edimsındırtırıq emsensındırtırıq edingsındırtırıq engolsındırtırıq edisındırtırıq edbizsındırtırıq ediksındırtırıq eksizsındırtırıq edigizsındırtırıq egizalasındırtırıq edilesındırtırıq elle
Past conditional result (would have)he wouldn't have made someone break somethingmensındırtırıq tül edimsındırtırıq tül emsensındırtırıq tül edingsındırtırıq tül engolsındırtırıq tül edisındırtırıq tül edbizsındırtırıq tül ediksındırtırıq tül eksizsındırtırıq tül edigizsındırtırıq tül egizalasındırtırıq tül edilesındırtırıq tül elle
Past conditional result (would have)no such form
Past conditional result (would have)no such form
Conditional — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Conditionalif he makes someone break somethingmensındırtsamsensındırtsangolsındırtsabizsındırtsaqsizsındırtsağızalasındırtsala
Conditionalif he doesn't make someone break somethingmensındırtmasamsensındırtmasangolsındırtmasabizsındırtmasaqsizsındırtmasağızalasındırtmasala
Conditionalno such form
Conditionalno such form
Conditional, present realif he is making someone break somethingmensındırta esemsensındırta esengolsındırta esebizsındırta eseksizsındırta esegizalasındırta esele
Conditional, present realif he is not making someone break somethingmensındırtmay esemsensındırtmay esengolsındırtmay esebizsındırtmay eseksizsındırtmay esegizalasındırtmay esele
Conditional, present realno such form
Conditional, present realno such form
Wish, present/future (if only)if only he made someone break somethingmensındırtsam edisındırtsam edsensındırtsang edisındırtsang edolsındırtsa edisındırtsaedbizsındırtsaq edisındırtsaq edsizsındırtsağız edisındırtsağız edalasındırtsala edisındırtsalaed
Wish, present/future (if only)if only he didn't make someone break somethingmensındırtmasam edisındırtmasam edsensındırtmasang edisındırtmasang edolsındırtmasa edisındırtmasaedbizsındırtmasaq edisındırtmasaq edsizsındırtmasağız edisındırtmasağız edalasındırtmasala edisındırtmasalaed
Wish, present/future (if only)no such form
Wish, present/future (if only)no such form
Conditional, definite past1if he made someone break somethingmensındırtdım esemsensındırtdıng esengolsındırtdı esebizsındırtdıq eseksizsındırtdığız esegizalasındırtdıla esele
Conditional, definite past1if he didn't make someone break somethingmensındırtmadım esemsensındırtmadıng esengolsındırtmadı esebizsındırtmadıq eseksizsındırtmadığız esegizalasındırtmadıla esele
Conditional, definite pastno such form
Conditional, definite pastno such form
Conditional, past realif he did make someone break something (indeed)mensındırthan esemsensındırthan esengolsındırthan esebizsındırthan eseksizsındırthan esegizalasındırthan esele
Conditional, past realif he didn't make someone break something (indeed)mensındırtmağan esemsensındırtmağan esengolsındırtmağan esebizsındırtmağan eseksizsındırtmağan esegizalasındırtmağan esele
Conditional, past realno such form
Conditional, past realno such form
Conditional, counterfactualif he had made someone break somethingmensındırthan bolsamsensındırthan bolsangolsındırthan bolsabizsındırthan bolsaqsizsındırthan bolsağızalasındırthan bolsala
Conditional, counterfactualif he hadn't made someone break somethingmensındırtmağan bolsamsensındırtmağan bolsangolsındırtmağan bolsabizsındırtmağan bolsaqsizsındırtmağan bolsağızalasındırtmağan bolsala
Conditional, counterfactualno such form
Conditional, counterfactualno such form
Wish, past (if only I had)if only he had made someone break somethingmensındırthan bolsam edisındırthan bolsam edsensındırthan bolsang edisındırthan bolsang edolsındırthan bolsa edisındırthan bolsaedbizsındırthan bolsaq edisındırthan bolsaq edsizsındırthan bolsağız edisındırthan bolsağız edalasındırthan bolsala edisındırthan bolsalaed
Wish, past (if only I had)if only he hadn't made someone break somethingmensındırtmağan bolsam edisındırtmağan bolsam edsensındırtmağan bolsang edisındırtmağan bolsang edolsındırtmağan bolsa edisındırtmağan bolsaedbizsındırtmağan bolsaq edisındırtmağan bolsaq edsizsındırtmağan bolsağız edisındırtmağan bolsağız edalasındırtmağan bolsala edisındırtmağan bolsalaed
Wish, past (if only I had)no such form
Wish, past (if only I had)no such form
Conditional, aoristif he will make someone break somethingmensındırtır esemsensındırtır esengolsındırtır esebizsındırtır eseksizsındırtır esegizalasındırtır esele
Conditional, aoristif he won't make someone break somethingmensındırtmaz esemsensındırtmaz esengolsındırtmaz esebizsındırtmaz eseksizsındırtmaz esegizalasındırtmaz esele
Conditional, aoristno such form
Conditional, aoristno such form
Conditional, futureif he is going to make someone break somethingmensındırtırıq esemsensındırtırıq esengolsındırtırıq esebizsındırtırıq eseksizsındırtırıq esegizalasındırtırıq esele
Conditional, futureif he is not going to make someone break somethingmensındırtırıq tül esemsensındırtırıq tül esengolsındırtırıq tül esebizsındırtırıq tül eseksizsındırtırıq tül esegizalasındırtırıq tül esele
Conditional, futureno such form
Conditional, futureno such form
Conditional, counterfactual futureif he were going to make someone break somethingmensındırtırıq bolsamsensındırtırıq bolsangolsındırtırıq bolsabizsındırtırıq bolsaqsizsındırtırıq bolsağızalasındırtırıq bolsala
Conditional, counterfactual futureif he were not going to make someone break somethingmensındırtmazlıq bolsamsensındırtmazlıq bolsangolsındırtmazlıq bolsabizsındırtmazlıq bolsaqsizsındırtmazlıq bolsağızalasındırtmazlıq bolsala
Conditional, counterfactual futureno such form
Conditional, counterfactual futureno such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Conditional, definite pastalso sındırtdıng ese: the person on the verb only (Байрамкулов and Урусбиев 1967 § 110)
Inferential — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present (must be doing)he must be making someone break somethingmensındırta bolurmasensındırta bolursaolsındırta bolurbizsındırta bolurbuzsizsındırta bolursuzalasındırta bolurla
Inference, present (must be doing)he must not be making someone break somethingmensındırtmay bolurmasensındırtmay bolursaolsındırtmay bolurbizsındırtmay bolurbuzsizsındırtmay bolursuzalasındırtmay bolurla
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)he must be in the middle of making someone break somethingmensındırta tura bolurmasensındırta tura bolursaolsındırta tura bolurbizsındırta tura bolurbuzsizsındırta tura bolursuzalasındırta tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)he must keep on not making someone break somethingmensındırtmay tura bolurmasensındırtmay tura bolursaolsındırtmay tura bolurbizsındırtmay tura bolurbuzsizsındırtmay tura bolursuzalasındırtmay tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference (must have)he must have made someone break somethingmensındırthan bolurmasensındırthan bolursaolsındırthan bolurbizsındırthan bolurbuzsizsındırthan bolursuzalasındırthan bolurla
Inference (must have)he must not have made someone break somethingmensındırtmağan bolurmasensındırtmağan bolursaolsındırtmağan bolurbizsındırtmağan bolurbuzsizsındırtmağan bolursuzalasındırtmağan bolurla
Inference (must have)no such form
Inference (must have)no such form
Inference, future (must be going to)he must be going to make someone break somethingmensındırtırıq bolurmasensındırtırıq bolursaolsındırtırıq bolurbizsındırtırıq bolurbuzsizsındırtırıq bolursuzalasındırtırıq bolurla
Inference, future (must be going to)he must not be going to make someone break somethingmensındırtmazlıq bolurmasensındırtmazlıq bolursaolsındırtmazlıq bolurbizsındırtmazlıq bolurbuzsizsındırtmazlıq bolursuzalasındırtmazlıq bolurla
Inference, future (must be going to)no such form
Inference, future (must be going to)no such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

Commands, requests and wishes — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Commands & suggestionslet him/her/it make someone break somethingmensındırtayımsensındırt!olsındırtsınbizsındırtayıqsizsındırtığız!alasındırtsınla
Commands & suggestionslet him/her/it not make someone break somethingmensındırtmayımsensındırtma!olsındırtmasınbizsındırtmayıqsizsındırtmağız!alasındırtmasınla
Commands & suggestionsshould he make someone break something?mensındırtayımmı?olsındırtsınmı?bizsındırtayıqmı?alasındırtsınlamı?
Commands & suggestionsshould he not make someone break something?mensındırtmayımmı?olsındırtmasınmı?bizsındırtmayıqmı?alasındırtmasınlamı?
Requestsdo let him/her/it make someone break somethingsensındırtçı2olsındırtsınçısizsındırtçığızalasındırtsınlaçı
Requestsdo let him/her/it not make someone break somethingsensındırtmaçı2olsındırtmasınçısizsındırtmaçığızalasındırtmasınlaçı
Requestsno such form
Requestsno such form
Blessings & curses — may you…may you make someone break somethingsensındırthınsındırthı
Blessings & curses — may you…may you not make someone break somethingsensındırtmağınsındırtmağı
Blessings & curses — may you…no such form
Blessings & curses — may you…no such form
Optative wish (-ğay + edi)would that he made someone break somethingmensındırthay edim
sındırtha edim
sensındırthay eding
sındırtha eding
olsındırthay edi
sındırtha edi
bizsındırthay edik
sındırtha edik
sizsındırthay edigiz
sındırtha edigiz
alasındırthay edile
sındırtha edile
Optative wish (-ğay + edi)would that he did not make someone break somethingmensındırtmağay edim
sındırtmağa edim
sensındırtmağay eding
sındırtmağa eding
olsındırtmağay edi
sındırtmağa edi
bizsındırtmağay edik
sındırtmağa edik
sizsındırtmağay edigiz
sındırtmağa edigiz
alasındırtmağay edile
sındırtmağa edile
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Let someone… (commands)let him/her/it allow someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoyayımsındırtma qoyayımsensındırtmağa qoy!sındırtma qoy!olsındırtmağa qoysunsındırtma qoysunbizsındırtmağa qoyayıqsındırtma qoyayıqsizsındırtmağa qoyuğuz!sındırtma qoyuğuz!alasındırtmağa qoysunlasındırtma qoysunla
Let someone… (commands)let him/her/it not allow someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoymayımsındırtma qoymayımsensındırtmağa qoyma!sındırtma qoyma!olsındırtmağa qoymasınsındırtma qoymasınbizsındırtmağa qoymayıqsındırtma qoymayıqsizsındırtmağa qoymağız!sındırtma qoymağız!alasındırtmağa qoymasınlasındırtma qoymasınla
Let someone… (commands)should he allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoyayımmı?sındırtma qoyayımmı?olsındırtmağa qoysunmu?sındırtma qoysunmu?bizsındırtmağa qoyayıqmı?sındırtma qoyayıqmı?alasındırtmağa qoysunlamı?sındırtma qoysunlamı?
Let someone… (commands)should he not allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoymayımmı?sındırtma qoymayımmı?olsındırtmağa qoymasınmı?sındırtma qoymasınmı?bizsındırtmağa qoymayıqmı?sındırtma qoymayıqmı?alasındırtmağa qoymasınlamı?sındırtma qoymasınlamı?
Let someone… (present)he allows someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoyamasındırtma qoyamasensındırtmağa qoyasasındırtma qoyasaolsındırtmağa qoyadısındırtma qoyadıbizsındırtmağa qoyabızsındırtma qoyabızsizsındırtmağa qoyasızsındırtma qoyasızalasındırtmağa qoyadılasındırtma qoyadıla
Let someone… (present)he doesn't allow someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoymaymasındırtma qoymaymasensındırtmağa qoymaysasındırtma qoymaysaolsındırtmağa qoymaydısındırtma qoymaydıbizsındırtmağa qoymaybızsındırtma qoymaybızsizsındırtmağa qoymaysızsındırtma qoymaysızalasındırtmağa qoymaydılasındırtma qoymaydıla
Let someone… (present)does he allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoyamıma?sındırtma qoyamıma?sensındırtmağa qoyamısa?sındırtma qoyamısa?olsındırtmağa qoyamıdı?sındırtma qoyamıdı?bizsındırtmağa qoyamıbız?sındırtma qoyamıbız?sizsındırtmağa qoyamısız?sındırtma qoyamısız?alasındırtmağa qoyamıdıla?sındırtma qoyamıdıla?
Let someone… (present)doesn't he allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoymaymıma?sındırtma qoymaymıma?sensındırtmağa qoymaymısa?sındırtma qoymaymısa?olsındırtmağa qoymaymıdı?sındırtma qoymaymıdı?bizsındırtmağa qoymaymıbız?sındırtma qoymaymıbız?sizsındırtmağa qoymaymısız?sındırtma qoymaymısız?alasındırtmağa qoymaymıdıla?sındırtma qoymaymıdıla?
Let someone… (past)he allowed someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoydumsındırtma qoydumsensındırtmağa qoydungsındırtma qoydungolsındırtmağa qoydusındırtma qoydubizsındırtmağa qoyduqsındırtma qoyduqsizsındırtmağa qoyduğuzsındırtma qoyduğuzalasındırtmağa qoydulasındırtma qoydula
Let someone… (past)he didn't allow someone to make someone break somethingmensındırtmağa qoymadımsındırtma qoymadımsensındırtmağa qoymadıngsındırtma qoymadıngolsındırtmağa qoymadısındırtma qoymadıbizsındırtmağa qoymadıqsındırtma qoymadıqsizsındırtmağa qoymadığızsındırtma qoymadığızalasındırtmağa qoymadılasındırtma qoymadıla
Let someone… (past)did he allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoydummu?sındırtma qoydummu?sensındırtmağa qoydungmu?sındırtma qoydungmu?olsındırtmağa qoydumu?sındırtma qoydumu?bizsındırtmağa qoyduqmu?sındırtma qoyduqmu?sizsındırtmağa qoyduğuzmu?sındırtma qoyduğuzmu?alasındırtmağa qoydulamı?sındırtma qoydulamı?
Let someone… (past)didn't he allow someone to make someone break something?mensındırtmağa qoymadımmı?sındırtma qoymadımmı?sensındırtmağa qoymadıngmı?sındırtma qoymadıngmı?olsındırtmağa qoymadımı?sındırtma qoymadımı?bizsındırtmağa qoymadıqmı?sındırtma qoymadıqmı?sizsındırtmağa qoymadığızmı?sındırtma qoymadığızmı?alasındırtmağa qoymadılamı?sındırtma qoymadılamı?
  1. RequestsSpoken variant: singular requests can add a final nasal consonant, with the same request meaning.
Ability — forms of sındırtırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Ability — presenthe can make someone break somethingmensındırtalamasensındırtalasaolsındırtaladıbizsındırtalabızsizsındırtalasızalasındırtaladıla
Ability — presenthe can't make someone break somethingmensındırtalmaymasensındırtalmaysaolsındırtalmaydıbizsındırtalmaybızsizsındırtalmaysızalasındırtalmaydıla
Ability — presentcan he make someone break something?mensındırtalamıma?
sındırtalamamı?
sensındırtalamısa?olsındırtalamıdı?bizsındırtalamıbız?
sındırtalabızmı?
sizsındırtalamısız?alasındırtalamıdıla?
Ability — presentcan't he make someone break something?mensındırtalmaymıma?
sındırtalmaymamı?
sensındırtalmaymısa?olsındırtalmaymıdı?bizsındırtalmaymıbız?
sındırtalmaybızmı?
sizsındırtalmaymısız?alasındırtalmaymıdıla?
Ability — if I can…if he can make someone break somethingmensındırtalsamsensındırtalsangolsındırtalsabizsındırtalsaqsizsındırtalsağızalasındırtalsala
Ability — if I can…if he can't make someone break somethingmensındırtalmasamsensındırtalmasangolsındırtalmasabizsındırtalmasaqsizsındırtalmasağızalasındırtalmasala
Ability — if I can…no such form
Ability — if I can…no such form
Ability — simple pasthe was able to make someone break somethingmensındırtaldımsensındırtaldıngolsındırtaldıbizsındırtaldıqsizsındırtaldığızalasındırtaldıla
Ability — simple pasthe could not make someone break somethingmensındırtalmadımsensındırtalmadıngolsındırtalmadıbizsındırtalmadıqsizsındırtalmadığızalasındırtalmadıla
Ability — simple pastwas he able to make someone break something?mensındırtaldımmı?sensındırtaldıngmı?olsındırtaldımı?bizsındırtaldıqmı?sizsındırtaldığızmı?alasındırtaldılamı?
Ability — simple pastcouldn't he make someone break something?mensındırtalmadımmı?sensındırtalmadıngmı?olsındırtalmadımı?bizsındırtalmadıqmı?sizsındırtalmadığızmı?alasındırtalmadılamı?
Ability — perfect / -ğan pasthe has been able to make someone break somethingmensındırtalğanmasensındırtalğansaolsındırtalğandıbizsındırtalğanbızsizsındırtalğansızalasındırtalğandıla
Ability — perfect / -ğan pasthe hasn't been able to make someone break somethingmensındırtalmağanmasensındırtalmağansaolsındırtalmağandıbizsındırtalmağanbızsizsındırtalmağansızalasındırtalmağandıla
Ability — perfect / -ğan pasthas he been able to make someone break something?mensındırtalğanmıma?
sındırtalğanmamı?
sensındırtalğanmısa?olsındırtalğanmıdı?bizsındırtalğanmıbız?
sındırtalğanbızmı?
sizsındırtalğanmısız?alasındırtalğanmıdıla?
Ability — perfect / -ğan pasthasn't he been able to make someone break something?mensındırtalmağanmıma?
sındırtalmağanmamı?
sensındırtalmağanmısa?olsındırtalmağanmıdı?bizsındırtalmağanmıbız?
sındırtalmağanbızmı?
sizsındırtalmağanmısız?alasındırtalmağanmıdıla?
Ability — past perfecthe had been able to make someone break somethingmensındırtalğan edimsındırtalğanemsensındırtalğan edingsındırtalğanengolsındırtalğan edisındırtalğanedbizsındırtalğan ediksındırtalğaneksizsındırtalğan edigizsındırtalğanegizalasındırtalğan edilesındırtalğanelle
Ability — past perfecthe hadn't been able to make someone break somethingmensındırtalmağan edimsındırtalmağanemsensındırtalmağan edingsındırtalmağanengolsındırtalmağan edisındırtalmağanedbizsındırtalmağan ediksındırtalmağaneksizsındırtalmağan edigizsındırtalmağanegizalasındırtalmağan edilesındırtalmağanelle
Ability — past perfectno such form
Ability — past perfectno such form
Ability — past backgroundhe could make someone break somethingmensındırtala edimsındırtalaemsensındırtala edingsındırtalaengolsındırtala edisındırtalaedbizsındırtala ediksındırtalaeksizsındırtala edigizsındırtalaegizalasındırtala edilesındırtalaelle
Ability — past backgroundhe could not make someone break somethingmensındırtalmay edimsındırtalmayemsensındırtalmay edingsındırtalmayengolsındırtalmay edisındırtalmayedbizsındırtalmay ediksındırtalmayeksizsındırtalmay edigizsındırtalmayegizalasındırtalmay edilesındırtalmayelle
Ability — past backgroundno such form
Ability — past backgroundno such form
Ability — future Ihe will be able to make someone break somethingmensındırtalırmasensındırtalırsaolsındırtalırbizsındırtalırbızsizsındırtalırsızalasındırtalırla
Ability — future Ihe won't be able to make someone break somethingmensındırtalmazmasensındırtalmazsaolsındırtalmazbizsındırtalmazbızsizsındırtalmazsızalasındırtalmazla
Ability — future Iwill he be able to make someone break something?mensındırtalırmıma?
sındırtalırmamı?
sensındırtalırmısa?olsındırtalırmı?bizsındırtalırmıbız?
sındırtalırbızmı?
sizsındırtalırmısız?alasındırtalırmıla?
Ability — future Iwon't he be able to make someone break something?mensındırtalmazmıma?
sındırtalmazmamı?
sensındırtalmazmısa?olsındırtalmazmı?bizsındırtalmazmıbız?
sındırtalmazbızmı?
sizsındırtalmazmısız?alasındırtalmazmıla?
Ability — future IIhe is going to be able to make someone break somethingmensındırtallıqmasensındırtallıqsaolsındırtallıqdıbizsındırtallıqbızsizsındırtallıqsızalasındırtallıqdıla
Ability — future IIhe is not going to be able to make someone break somethingmensındırtallıq tülmesensındırtallıq tülseolsındırtallıq tüldübizsındırtallıq tülbüzsizsındırtallıq tülsüzalasındırtallıq tüldüle
Ability — future IIis he going to be able to make someone break something?mensındırtallıqmıma?
sındırtallıqmamı?
sensındırtallıqmısa?olsındırtallıqmıdı?bizsındırtallıqmıbız?
sındırtallıqbızmı?
sizsındırtallıqmısız?alasındırtallıqmıdıla?
Ability — future IIisn't he going to be able to make someone break something?mensındırtallıq tülmüme?sensındırtallıq tülmüse?olsındırtallıq tülmüdü?bizsındırtallıq tülmübüz?sizsındırtallıq tülmüsüz?alasındırtallıq tülmüdüle?
Ability — would be able to…he would be able to make someone break somethingmensındırtalır edimsındırtalır emsensındırtalır edingsındırtalır engolsındırtalır edisındırtalır edbizsındırtalır ediksındırtalır eksizsındırtalır edigizsındırtalır egizalasındırtalır edilesındırtalır elle
Ability — would be able to…he wouldn't be able to make someone break somethingmensındırtalmaz edimsındırtalmaz emsensındırtalmaz edingsındırtalmaz engolsındırtalmaz edisındırtalmaz edbizsındırtalmaz ediksındırtalmaz eksizsındırtalmaz edigizsındırtalmaz egizalasındırtalmaz edilesındırtalmaz elle
Ability — would be able to…no such form
Ability — would be able to…no such form
Second-person optative — abilitymay you be able to make someone break somethingsensındırtalğınsındırtalğı
Second-person optative — abilitymay you not be able to make someone break somethingsensındırtalmağınsındırtalmağı
Second-person optative — abilityno such form
Second-person optative — abilityno such form
Emphatic and rare forms — forms of sındırtırğa: the second negation of each tense that has one, across the six persons.
FormmenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present — auxiliary negatedhe can't be making someone break somethingmensındırta bolmazmasensındırta bolmazsaolsındırta bolmazbizsındırta bolmazbızsizsındırta bolmazsızalasındırta bolmazla
Inference, present — double negationhe must be making someone break something (emphatic)mensındırtmay bolmazmasensındırtmay bolmazsaolsındırtmay bolmazbizsındırtmay bolmazbızsizsındırtmay bolmazsızalasındırtmay bolmazla
Inference, progressive — auxiliary negatedhe can't be in the middle of making someone break somethingmensındırta tura bolmazmasensındırta tura bolmazsaolsındırta tura bolmazbizsındırta tura bolmazbızsizsındırta tura bolmazsızalasındırta tura bolmazla
Inference, progressive — double negationhe must keep on not making someone break something (emphatic)mensındırtmay tura bolmazmasensındırtmay tura bolmazsaolsındırtmay tura bolmazbizsındırtmay tura bolmazbızsizsındırtmay tura bolmazsızalasındırtmay tura bolmazla
Progressive — verb negatedhe keeps on not making someone break somethingmensındırtmay turamasensındırtmay turasaolsındırtmay turadıbizsındırtmay turabızsizsındırtmay turasızalasındırtmay turadıla
Progressive — double negationhe is not keeping on not making someone break somethingmensındırtmay turmaymasensındırtmay turmaysaolsındırtmay turmaydıbizsındırtmay turmaybızsizsındırtmay turmaysızalasındırtmay turmaydıla
Progressive — double negationisn't he keeping on not making someone break something?mensındırtmay turmaymımasensındırtmay turmaymısaolsındırtmay turmaymıdıbizsındırtmay turmaymıbızsizsındırtmay turmaymısızalasındırtmay turmaymıdıla
Inference — auxiliary negatedhe can't have made someone break somethingmensındırthan bolmazmasensındırthan bolmazsaolsındırthan bolmazbizsındırthan bolmazbızsizsındırthan bolmazsızalasındırthan bolmazla
Inference — double negationhe must have made someone break something (emphatic)mensındırtmağan bolmazmasensındırtmağan bolmazsaolsındırtmağan bolmazbizsındırtmağan bolmazbızsizsındırtmağan bolmazsızalasındırtmağan bolmazla
Counterfactual — auxiliary negatedif it weren't that he had made someone break somethingmensındırthan bolmasamsensındırthan bolmasangolsındırthan bolmasabizsındırthan bolmasaqsizsındırthan bolmasağızalasındırthan bolmasala
Counterfactual — double negationif it weren't that he hadn't made someone break somethingmensındırtmağan bolmasamsensındırtmağan bolmasangolsındırtmağan bolmasabizsındırtmağan bolmasaqsizsındırtmağan bolmasağızalasındırtmağan bolmasala
Inference, future — auxiliary negatedhe can't be going to make someone break somethingmensındırtırıq bolmazmasensındırtırıq bolmazsaolsındırtırıq bolmazbizsındırtırıq bolmazbızsizsındırtırıq bolmazsızalasındırtırıq bolmazla
Inference, future — double negationhe must be going to make someone break something (emphatic)mensındırtmazlıq bolmazmasensındırtmazlıq bolmazsaolsındırtmazlıq bolmazbizsındırtmazlıq bolmazbızsizsındırtmazlıq bolmazsızalasındırtmazlıq bolmazla
Counterfactual future — auxiliary negatedif it weren't that he were going to make someone break somethingmensındırtırıq bolmasamsensındırtırıq bolmasangolsındırtırıq bolmasabizsındırtırıq bolmasaqsizsındırtırıq bolmasağızalasındırtırıq bolmasala
Counterfactual future — double negationif it weren't that he were not going to make someone break somethingmensındırtmazlıq bolmasamsensındırtmazlıq bolmasangolsındırtmazlıq bolmasabizsındırtmazlıq bolmasaqsizsındırtmazlıq bolmasağızalasındırtmazlıq bolmasala