dığırdatırğa

/dɯʁɯrdatɯrʁa/

Conjugation

  • dığırdatadıhe is making something rattle
  • dığırdatdıhe made something rattle
  • dığırdathandıhe has made something rattle
  • dığırdatırhe will make something rattle
  • dığırdatırıqdıhe is going to make something rattle
  • dığırdata edihe was making something rattle
  • dığırdatsaif he makes something rattle
  • dığırdat!make something rattle!
Simple tenses — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Present (simple & continuous)he is making something rattlemendığırdatamasendığırdatasaoldığırdatadıbizdığırdatabızsizdığırdatasızaladığırdatadıla
Present (simple & continuous)he is not making something rattlemendığırdatmaymasendığırdatmaysaoldığırdatmaydıbizdığırdatmaybızsizdığırdatmaysızaladığırdatmaydıla
Present (simple & continuous)is he making something rattle?mendığırdatamıma?
dığırdatamamı?
sendığırdatamısa?oldığırdatamıdı?bizdığırdatamıbız?
dığırdatabızmı?
sizdığırdatamısız?aladığırdatamıdıla?
Present (simple & continuous)isn't he making something rattle?mendığırdatmaymıma?
dığırdatmaymamı?
sendığırdatmaymısa?oldığırdatmaymıdı?bizdığırdatmaymıbız?
dığırdatmaybızmı?
sizdığırdatmaymısız?aladığırdatmaymıdıla?
Habitual (usually, tends to)he usually makes something rattlemendığırdatıwçanmasendığırdatıwçansaoldığırdatıwçandıbizdığırdatıwçanbızsizdığırdatıwçansızaladığırdatıwçandıla
Habitual (usually, tends to)he doesn't usually make something rattlemendığırdatıwçan tülmesendığırdatıwçan tülseoldığırdatıwçan tüldübizdığırdatıwçan tülbüzsizdığırdatıwçan tülsüzaladığırdatıwçan tüldüle
Habitual (usually, tends to)does he usually make something rattle?mendığırdatıwçanmıma?
dığırdatıwçanmamı?
sendığırdatıwçanmısa?oldığırdatıwçanmıdı?bizdığırdatıwçanmıbız?
dığırdatıwçanbızmı?
sizdığırdatıwçanmısız?aladığırdatıwçanmıdıla?
Habitual (usually, tends to)doesn't he usually make something rattle?mendığırdatıwçan tülmüme?sendığırdatıwçan tülmüse?oldığırdatıwçan tülmüdü?bizdığırdatıwçan tülmübüz?sizdığırdatıwçan tülmüsüz?aladığırdatıwçan tülmüdüle?
Resultative (has become and stays)he has made something rattle and remains sooldığırdatıbdıaladığırdatıbdıla
Resultative (has become and stays)no such form
Resultative (has become and stays)has he made something rattle?oldığırdatıbmıdı?aladığırdatıbmıdıla?
Resultative (has become and stays)no such form
Progressive (in the middle of)he is in the middle of making something rattlemendığırdata turamasendığırdata turasaoldığırdata turadıbizdığırdata turabızsizdığırdata turasızaladığırdata turadıla
Progressive (in the middle of)he is not in the middle of making something rattlemendığırdata turmaymasendığırdata turmaysaoldığırdata turmaydıbizdığırdata turmaybızsizdığırdata turmaysızaladığırdata turmaydıla
Progressive (in the middle of)is he in the middle of making something rattle?mendığırdata turamıma?
dığırdata turamamı?
sendığırdata turamısa?oldığırdata turamıdı?bizdığırdata turamıbız?
dığırdata turabızmı?
sizdığırdata turamısız?aladığırdata turamıdıla?
Progressive (in the middle of)isn't he in the middle of making something rattle?mendığırdata turmaymıma?
dığırdata turmaymamı?
sendığırdata turmaymısa?oldığırdata turmaymıdı?bizdığırdata turmaymıbız?
dığırdata turmaybızmı?
sizdığırdata turmaymısız?aladığırdata turmaymıdıla?
Simple past (definite)he made something rattlemendığırdatdımsendığırdatdıngoldığırdatdıbizdığırdatdıqsizdığırdatdığızaladığırdatdıla
Simple past (definite)he didn't make something rattlemendığırdatmadımsendığırdatmadıngoldığırdatmadıbizdığırdatmadıqsizdığırdatmadığızaladığırdatmadıla
Simple past (definite)did he make something rattle?mendığırdatdımmı?sendığırdatdıngmı?oldığırdatdımı?bizdığırdatdıqmı?sizdığırdatdığızmı?aladığırdatdılamı?
Simple past (definite)didn't he make something rattle?mendığırdatmadımmı?sendığırdatmadıngmı?oldığırdatmadımı?bizdığırdatmadıqmı?sizdığırdatmadığızmı?aladığırdatmadılamı?
Perfect (past indefinite)he has made something rattlemendığırdathanmasendığırdathansaoldığırdathandıbizdığırdathanbızsizdığırdathansızaladığırdathandıla
Perfect (past indefinite)he hasn't made something rattlemendığırdatmağanmasendığırdatmağansaoldığırdatmağandıbizdığırdatmağanbızsizdığırdatmağansızaladığırdatmağandıla
Perfect (past indefinite)has he made something rattle?mendığırdathanmıma?
dığırdathanmamı?
sendığırdathanmısa?oldığırdathanmıdı?bizdığırdathanmıbız?
dığırdathanbızmı?
sizdığırdathanmısız?aladığırdathanmıdıla?
Perfect (past indefinite)hasn't he made something rattle?mendığırdatmağanmıma?
dığırdatmağanmamı?
sendığırdatmağanmısa?oldığırdatmağanmıdı?bizdığırdatmağanmıbız?
dığırdatmağanbızmı?
sizdığırdatmağanmısız?aladığırdatmağanmıdıla?
Indefinite future (future I)he will make something rattlemendığırdatırmasendığırdatırsaoldığırdatırbizdığırdatırbızsizdığırdatırsızaladığırdatırla
Indefinite future (future I)he won't make something rattlemendığırdatmazmasendığırdatmazsaoldığırdatmazbizdığırdatmazbızsizdığırdatmazsızaladığırdatmazla
Indefinite future (future I)will he make something rattle?mendığırdatırmıma?
dığırdatırmamı?
sendığırdatırmısa?oldığırdatırmı?bizdığırdatırmıbız?
dığırdatırbızmı?
sizdığırdatırmısız?aladığırdatırmıla?
Indefinite future (future I)won't he make something rattle?mendığırdatmazmıma?
dığırdatmazmamı?
sendığırdatmazmısa?oldığırdatmazmı?bizdığırdatmazmıbız?
dığırdatmazbızmı?
sizdığırdatmazmısız?aladığırdatmazmıla?
Definite future (future II)he is going to make something rattlemendığırdatırıqmasendığırdatırıqsaoldığırdatırıqdıbizdığırdatırıqbızsizdığırdatırıqsızaladığırdatırıqdıla
Definite future (future II)he is not going to make something rattlemendığırdatırıq tülmesendığırdatırıq tülseoldığırdatırıq tüldübizdığırdatırıq tülbüzsizdığırdatırıq tülsüzaladığırdatırıq tüldüle
Definite future (future II)is he going to make something rattle?mendığırdatırıqmıma?
dığırdatırıqmamı?
sendığırdatırıqmısa?oldığırdatırıqmıdı?bizdığırdatırıqmıbız?
dığırdatırıqbızmı?
sizdığırdatırıqmısız?aladığırdatırıqmıdıla?
Definite future (future II)isn't he going to make something rattle?mendığırdatırıq tülmüme?sendığırdatırıq tülmüse?oldığırdatırıq tülmüdü?bizdığırdatırıq tülmübüz?sizdığırdatırıq tülmüsüz?aladığırdatırıq tülmüdüle?

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

Past compound tenses — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Past perfect (pluperfect)he had made something rattlemendığırdathan edimdığırdathanemsendığırdathan edingdığırdathanengoldığırdathan edidığırdathanedbizdığırdathan edikdığırdathaneksizdığırdathan edigizdığırdathanegizaladığırdathan ediledığırdathanelle
Past perfect (pluperfect)he hadn't made something rattlemendığırdatmağan edimdığırdatmağanemsendığırdatmağan edingdığırdatmağanengoldığırdatmağan edidığırdatmağanedbizdığırdatmağan edikdığırdatmağaneksizdığırdatmağan edigizdığırdatmağanegizaladığırdatmağan ediledığırdatmağanelle
Past perfect (pluperfect)no such form
Past perfect (pluperfect)no such form
Past continuous (imperfect)he was making something rattlemendığırdata edimdığırdataemsendığırdata edingdığırdataengoldığırdata edidığırdataedbizdığırdata edikdığırdataeksizdığırdata edigizdığırdataegizaladığırdata ediledığırdataelle
Past continuous (imperfect)he wasn't making something rattlemendığırdatmay edimdığırdatmayemsendığırdatmay edingdığırdatmayengoldığırdatmay edidığırdatmayedbizdığırdatmay edikdığırdatmayeksizdığırdatmay edigizdığırdatmayegizaladığırdatmay ediledığırdatmayelle
Past continuous (imperfect)no such form
Past continuous (imperfect)no such form
Habitual past (used to)he used to make something rattlemendığırdatıwçan edimdığırdatıwçanemsendığırdatıwçan edingdığırdatıwçanengoldığırdatıwçan edidığırdatıwçanedbizdığırdatıwçan edikdığırdatıwçaneksizdığırdatıwçan edigizdığırdatıwçanegizaladığırdatıwçan ediledığırdatıwçanelle
Habitual past (used to)he didn't use to make something rattlemendığırdatıwçan tül edimdığırdatıwçan tül emsendığırdatıwçan tül edingdığırdatıwçan tül engoldığırdatıwçan tül edidığırdatıwçan tül edbizdığırdatıwçan tül edikdığırdatıwçan tül eksizdığırdatıwçan tül edigizdığırdatıwçan tül egizaladığırdatıwçan tül ediledığırdatıwçan tül elle
Habitual past (used to)no such form
Habitual past (used to)no such form
Resultative past (had become and stayed)he had made something rattle and remained sooldığırdatıb edialadığırdatıb edile
Resultative past (had become and stayed)he hadn't made something rattleoldığırdatıb tül edialadığırdatıb tül edile
Resultative past (had become and stayed)no such form
Resultative past (had become and stayed)no such form
Past progressive (was in the middle of)he was in the middle of making something rattlemendığırdata tura edimdığırdata turaemsendığırdata tura edingdığırdata turaengoldığırdata tura edidığırdata turaedbizdığırdata tura edikdığırdata turaeksizdığırdata tura edigizdığırdata turaegizaladığırdata tura ediledığırdata turaelle
Past progressive (was in the middle of)he wasn't in the middle of making something rattlemendığırdata turmay edimdığırdata turmayemsendığırdata turmay edingdığırdata turmayengoldığırdata turmay edidığırdata turmayedbizdığırdata turmay edikdığırdata turmayeksizdığırdata turmay edigizdığırdata turmayegizaladığırdata turmay ediledığırdata turmayelle
Past progressive (was in the middle of)no such form
Past progressive (was in the middle of)no such form
Conditional result (would)he would make something rattlemendığırdatır edimdığırdatır emsendığırdatır edingdığırdatır engoldığırdatır edidığırdatır edbizdığırdatır edikdığırdatır eksizdığırdatır edigizdığırdatır egizaladığırdatır ediledığırdatır elle
Conditional result (would)he wouldn't make something rattlemendığırdatmaz edimdığırdatmaz emsendığırdatmaz edingdığırdatmaz engoldığırdatmaz edidığırdatmaz edbizdığırdatmaz edikdığırdatmaz eksizdığırdatmaz edigizdığırdatmaz egizaladığırdatmaz ediledığırdatmaz elle
Conditional result (would)no such form
Conditional result (would)no such form
Past conditional result (would have)he would have made something rattlemendığırdatırıq edimdığırdatırıq emsendığırdatırıq edingdığırdatırıq engoldığırdatırıq edidığırdatırıq edbizdığırdatırıq edikdığırdatırıq eksizdığırdatırıq edigizdığırdatırıq egizaladığırdatırıq ediledığırdatırıq elle
Past conditional result (would have)he wouldn't have made something rattlemendığırdatırıq tül edimdığırdatırıq tül emsendığırdatırıq tül edingdığırdatırıq tül engoldığırdatırıq tül edidığırdatırıq tül edbizdığırdatırıq tül edikdığırdatırıq tül eksizdığırdatırıq tül edigizdığırdatırıq tül egizaladığırdatırıq tül ediledığırdatırıq tül elle
Past conditional result (would have)no such form
Past conditional result (would have)no such form
Conditional — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Conditionalif he makes something rattlemendığırdatsamsendığırdatsangoldığırdatsabizdığırdatsaqsizdığırdatsağızaladığırdatsala
Conditionalif he doesn't make something rattlemendığırdatmasamsendığırdatmasangoldığırdatmasabizdığırdatmasaqsizdığırdatmasağızaladığırdatmasala
Conditionalno such form
Conditionalno such form
Conditional, present realif he is making something rattlemendığırdata esemsendığırdata esengoldığırdata esebizdığırdata eseksizdığırdata esegizaladığırdata esele
Conditional, present realif he is not making something rattlemendığırdatmay esemsendığırdatmay esengoldığırdatmay esebizdığırdatmay eseksizdığırdatmay esegizaladığırdatmay esele
Conditional, present realno such form
Conditional, present realno such form
Wish, present/future (if only)if only he made something rattlemendığırdatsam edidığırdatsam edsendığırdatsang edidığırdatsang edoldığırdatsa edidığırdatsaedbizdığırdatsaq edidığırdatsaq edsizdığırdatsağız edidığırdatsağız edaladığırdatsala edidığırdatsalaed
Wish, present/future (if only)if only he didn't make something rattlemendığırdatmasam edidığırdatmasam edsendığırdatmasang edidığırdatmasang edoldığırdatmasa edidığırdatmasaedbizdığırdatmasaq edidığırdatmasaq edsizdığırdatmasağız edidığırdatmasağız edaladığırdatmasala edidığırdatmasalaed
Wish, present/future (if only)no such form
Wish, present/future (if only)no such form
Conditional, definite past1if he made something rattlemendığırdatdım esemsendığırdatdıng esengoldığırdatdı esebizdığırdatdıq eseksizdığırdatdığız esegizaladığırdatdıla esele
Conditional, definite past1if he didn't make something rattlemendığırdatmadım esemsendığırdatmadıng esengoldığırdatmadı esebizdığırdatmadıq eseksizdığırdatmadığız esegizaladığırdatmadıla esele
Conditional, definite pastno such form
Conditional, definite pastno such form
Conditional, past realif he did make something rattle (indeed)mendığırdathan esemsendığırdathan esengoldığırdathan esebizdığırdathan eseksizdığırdathan esegizaladığırdathan esele
Conditional, past realif he didn't make something rattle (indeed)mendığırdatmağan esemsendığırdatmağan esengoldığırdatmağan esebizdığırdatmağan eseksizdığırdatmağan esegizaladığırdatmağan esele
Conditional, past realno such form
Conditional, past realno such form
Conditional, counterfactualif he had made something rattlemendığırdathan bolsamsendığırdathan bolsangoldığırdathan bolsabizdığırdathan bolsaqsizdığırdathan bolsağızaladığırdathan bolsala
Conditional, counterfactualif he hadn't made something rattlemendığırdatmağan bolsamsendığırdatmağan bolsangoldığırdatmağan bolsabizdığırdatmağan bolsaqsizdığırdatmağan bolsağızaladığırdatmağan bolsala
Conditional, counterfactualno such form
Conditional, counterfactualno such form
Wish, past (if only I had)if only he had made something rattlemendığırdathan bolsam edidığırdathan bolsam edsendığırdathan bolsang edidığırdathan bolsang edoldığırdathan bolsa edidığırdathan bolsaedbizdığırdathan bolsaq edidığırdathan bolsaq edsizdığırdathan bolsağız edidığırdathan bolsağız edaladığırdathan bolsala edidığırdathan bolsalaed
Wish, past (if only I had)if only he hadn't made something rattlemendığırdatmağan bolsam edidığırdatmağan bolsam edsendığırdatmağan bolsang edidığırdatmağan bolsang edoldığırdatmağan bolsa edidığırdatmağan bolsaedbizdığırdatmağan bolsaq edidığırdatmağan bolsaq edsizdığırdatmağan bolsağız edidığırdatmağan bolsağız edaladığırdatmağan bolsala edidığırdatmağan bolsalaed
Wish, past (if only I had)no such form
Wish, past (if only I had)no such form
Conditional, aoristif he will make something rattlemendığırdatır esemsendığırdatır esengoldığırdatır esebizdığırdatır eseksizdığırdatır esegizaladığırdatır esele
Conditional, aoristif he won't make something rattlemendığırdatmaz esemsendığırdatmaz esengoldığırdatmaz esebizdığırdatmaz eseksizdığırdatmaz esegizaladığırdatmaz esele
Conditional, aoristno such form
Conditional, aoristno such form
Conditional, futureif he is going to make something rattlemendığırdatırıq esemsendığırdatırıq esengoldığırdatırıq esebizdığırdatırıq eseksizdığırdatırıq esegizaladığırdatırıq esele
Conditional, futureif he is not going to make something rattlemendığırdatırıq tül esemsendığırdatırıq tül esengoldığırdatırıq tül esebizdığırdatırıq tül eseksizdığırdatırıq tül esegizaladığırdatırıq tül esele
Conditional, futureno such form
Conditional, futureno such form
Conditional, counterfactual futureif he were going to make something rattlemendığırdatırıq bolsamsendığırdatırıq bolsangoldığırdatırıq bolsabizdığırdatırıq bolsaqsizdığırdatırıq bolsağızaladığırdatırıq bolsala
Conditional, counterfactual futureif he were not going to make something rattlemendığırdatmazlıq bolsamsendığırdatmazlıq bolsangoldığırdatmazlıq bolsabizdığırdatmazlıq bolsaqsizdığırdatmazlıq bolsağızaladığırdatmazlıq bolsala
Conditional, counterfactual futureno such form
Conditional, counterfactual futureno such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Conditional, definite pastalso dığırdatdıng ese: the person on the verb only (Байрамкулов and Урусбиев 1967 § 110)
Inferential — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present (must be doing)he must be making something rattlemendığırdata bolurmasendığırdata bolursaoldığırdata bolurbizdığırdata bolurbuzsizdığırdata bolursuzaladığırdata bolurla
Inference, present (must be doing)he must not be making something rattlemendığırdatmay bolurmasendığırdatmay bolursaoldığırdatmay bolurbizdığırdatmay bolurbuzsizdığırdatmay bolursuzaladığırdatmay bolurla
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)he must be in the middle of making something rattlemendığırdata tura bolurmasendığırdata tura bolursaoldığırdata tura bolurbizdığırdata tura bolurbuzsizdığırdata tura bolursuzaladığırdata tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)he must keep on not making something rattlemendığırdatmay tura bolurmasendığırdatmay tura bolursaoldığırdatmay tura bolurbizdığırdatmay tura bolurbuzsizdığırdatmay tura bolursuzaladığırdatmay tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference (must have)he must have made something rattlemendığırdathan bolurmasendığırdathan bolursaoldığırdathan bolurbizdığırdathan bolurbuzsizdığırdathan bolursuzaladığırdathan bolurla
Inference (must have)he must not have made something rattlemendığırdatmağan bolurmasendığırdatmağan bolursaoldığırdatmağan bolurbizdığırdatmağan bolurbuzsizdığırdatmağan bolursuzaladığırdatmağan bolurla
Inference (must have)no such form
Inference (must have)no such form
Inference, future (must be going to)he must be going to make something rattlemendığırdatırıq bolurmasendığırdatırıq bolursaoldığırdatırıq bolurbizdığırdatırıq bolurbuzsizdığırdatırıq bolursuzaladığırdatırıq bolurla
Inference, future (must be going to)he must not be going to make something rattlemendığırdatmazlıq bolurmasendığırdatmazlıq bolursaoldığırdatmazlıq bolurbizdığırdatmazlıq bolurbuzsizdığırdatmazlıq bolursuzaladığırdatmazlıq bolurla
Inference, future (must be going to)no such form
Inference, future (must be going to)no such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

Commands, requests and wishes — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Commands & suggestionslet him/her/it make something rattlemendığırdatayımsendığırdat!oldığırdatsınbizdığırdatayıqsizdığırdatığız!aladığırdatsınla
Commands & suggestionslet him/her/it not make something rattlemendığırdatmayımsendığırdatma!oldığırdatmasınbizdığırdatmayıqsizdığırdatmağız!aladığırdatmasınla
Commands & suggestionsshould he make something rattle?mendığırdatayımmı?oldığırdatsınmı?bizdığırdatayıqmı?aladığırdatsınlamı?
Commands & suggestionsshould he not make something rattle?mendığırdatmayımmı?oldığırdatmasınmı?bizdığırdatmayıqmı?aladığırdatmasınlamı?
Requestsdo let him/her/it make something rattlesendığırdatçı2oldığırdatsınçısizdığırdatçığızaladığırdatsınlaçı
Requestsdo let him/her/it not make something rattlesendığırdatmaçı2oldığırdatmasınçısizdığırdatmaçığızaladığırdatmasınlaçı
Requestsno such form
Requestsno such form
Blessings & curses — may you…may you make something rattlesendığırdathındığırdathı
Blessings & curses — may you…may you not make something rattlesendığırdatmağındığırdatmağı
Blessings & curses — may you…no such form
Blessings & curses — may you…no such form
Optative wish (-ğay + edi)would that he made something rattlemendığırdathay edim
dığırdatha edim
sendığırdathay eding
dığırdatha eding
oldığırdathay edi
dığırdatha edi
bizdığırdathay edik
dığırdatha edik
sizdığırdathay edigiz
dığırdatha edigiz
aladığırdathay edile
dığırdatha edile
Optative wish (-ğay + edi)would that he did not make something rattlemendığırdatmağay edim
dığırdatmağa edim
sendığırdatmağay eding
dığırdatmağa eding
oldığırdatmağay edi
dığırdatmağa edi
bizdığırdatmağay edik
dığırdatmağa edik
sizdığırdatmağay edigiz
dığırdatmağa edigiz
aladığırdatmağay edile
dığırdatmağa edile
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Let someone… (commands)let him/her/it allow someone to make something rattlemendığırdatmağa qoyayımdığırdatma qoyayımsendığırdatmağa qoy!dığırdatma qoy!oldığırdatmağa qoysundığırdatma qoysunbizdığırdatmağa qoyayıqdığırdatma qoyayıqsizdığırdatmağa qoyuğuz!dığırdatma qoyuğuz!aladığırdatmağa qoysunladığırdatma qoysunla
Let someone… (commands)let him/her/it not allow someone to make something rattlemendığırdatmağa qoymayımdığırdatma qoymayımsendığırdatmağa qoyma!dığırdatma qoyma!oldığırdatmağa qoymasındığırdatma qoymasınbizdığırdatmağa qoymayıqdığırdatma qoymayıqsizdığırdatmağa qoymağız!dığırdatma qoymağız!aladığırdatmağa qoymasınladığırdatma qoymasınla
Let someone… (commands)should he allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoyayımmı?dığırdatma qoyayımmı?oldığırdatmağa qoysunmu?dığırdatma qoysunmu?bizdığırdatmağa qoyayıqmı?dığırdatma qoyayıqmı?aladığırdatmağa qoysunlamı?dığırdatma qoysunlamı?
Let someone… (commands)should he not allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoymayımmı?dığırdatma qoymayımmı?oldığırdatmağa qoymasınmı?dığırdatma qoymasınmı?bizdığırdatmağa qoymayıqmı?dığırdatma qoymayıqmı?aladığırdatmağa qoymasınlamı?dığırdatma qoymasınlamı?
Let someone… (present)he allows someone to make something rattlemendığırdatmağa qoyamadığırdatma qoyamasendığırdatmağa qoyasadığırdatma qoyasaoldığırdatmağa qoyadıdığırdatma qoyadıbizdığırdatmağa qoyabızdığırdatma qoyabızsizdığırdatmağa qoyasızdığırdatma qoyasızaladığırdatmağa qoyadıladığırdatma qoyadıla
Let someone… (present)he doesn't allow someone to make something rattlemendığırdatmağa qoymaymadığırdatma qoymaymasendığırdatmağa qoymaysadığırdatma qoymaysaoldığırdatmağa qoymaydıdığırdatma qoymaydıbizdığırdatmağa qoymaybızdığırdatma qoymaybızsizdığırdatmağa qoymaysızdığırdatma qoymaysızaladığırdatmağa qoymaydıladığırdatma qoymaydıla
Let someone… (present)does he allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoyamıma?dığırdatma qoyamıma?sendığırdatmağa qoyamısa?dığırdatma qoyamısa?oldığırdatmağa qoyamıdı?dığırdatma qoyamıdı?bizdığırdatmağa qoyamıbız?dığırdatma qoyamıbız?sizdığırdatmağa qoyamısız?dığırdatma qoyamısız?aladığırdatmağa qoyamıdıla?dığırdatma qoyamıdıla?
Let someone… (present)doesn't he allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoymaymıma?dığırdatma qoymaymıma?sendığırdatmağa qoymaymısa?dığırdatma qoymaymısa?oldığırdatmağa qoymaymıdı?dığırdatma qoymaymıdı?bizdığırdatmağa qoymaymıbız?dığırdatma qoymaymıbız?sizdığırdatmağa qoymaymısız?dığırdatma qoymaymısız?aladığırdatmağa qoymaymıdıla?dığırdatma qoymaymıdıla?
Let someone… (past)he allowed someone to make something rattlemendığırdatmağa qoydumdığırdatma qoydumsendığırdatmağa qoydungdığırdatma qoydungoldığırdatmağa qoydudığırdatma qoydubizdığırdatmağa qoyduqdığırdatma qoyduqsizdığırdatmağa qoyduğuzdığırdatma qoyduğuzaladığırdatmağa qoyduladığırdatma qoydula
Let someone… (past)he didn't allow someone to make something rattlemendığırdatmağa qoymadımdığırdatma qoymadımsendığırdatmağa qoymadıngdığırdatma qoymadıngoldığırdatmağa qoymadıdığırdatma qoymadıbizdığırdatmağa qoymadıqdığırdatma qoymadıqsizdığırdatmağa qoymadığızdığırdatma qoymadığızaladığırdatmağa qoymadıladığırdatma qoymadıla
Let someone… (past)did he allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoydummu?dığırdatma qoydummu?sendığırdatmağa qoydungmu?dığırdatma qoydungmu?oldığırdatmağa qoydumu?dığırdatma qoydumu?bizdığırdatmağa qoyduqmu?dığırdatma qoyduqmu?sizdığırdatmağa qoyduğuzmu?dığırdatma qoyduğuzmu?aladığırdatmağa qoydulamı?dığırdatma qoydulamı?
Let someone… (past)didn't he allow someone to make something rattle?mendığırdatmağa qoymadımmı?dığırdatma qoymadımmı?sendığırdatmağa qoymadıngmı?dığırdatma qoymadıngmı?oldığırdatmağa qoymadımı?dığırdatma qoymadımı?bizdığırdatmağa qoymadıqmı?dığırdatma qoymadıqmı?sizdığırdatmağa qoymadığızmı?dığırdatma qoymadığızmı?aladığırdatmağa qoymadılamı?dığırdatma qoymadılamı?
  1. RequestsSpoken variant: singular requests can add a final nasal consonant, with the same request meaning.
Ability — forms of dığırdatırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Ability — presenthe can make something rattlemendığırdatalamasendığırdatalasaoldığırdataladıbizdığırdatalabızsizdığırdatalasızaladığırdataladıla
Ability — presenthe can't make something rattlemendığırdatalmaymasendığırdatalmaysaoldığırdatalmaydıbizdığırdatalmaybızsizdığırdatalmaysızaladığırdatalmaydıla
Ability — presentcan he make something rattle?mendığırdatalamıma?
dığırdatalamamı?
sendığırdatalamısa?oldığırdatalamıdı?bizdığırdatalamıbız?
dığırdatalabızmı?
sizdığırdatalamısız?aladığırdatalamıdıla?
Ability — presentcan't he make something rattle?mendığırdatalmaymıma?
dığırdatalmaymamı?
sendığırdatalmaymısa?oldığırdatalmaymıdı?bizdığırdatalmaymıbız?
dığırdatalmaybızmı?
sizdığırdatalmaymısız?aladığırdatalmaymıdıla?
Ability — if I can…if he can make something rattlemendığırdatalsamsendığırdatalsangoldığırdatalsabizdığırdatalsaqsizdığırdatalsağızaladığırdatalsala
Ability — if I can…if he can't make something rattlemendığırdatalmasamsendığırdatalmasangoldığırdatalmasabizdığırdatalmasaqsizdığırdatalmasağızaladığırdatalmasala
Ability — if I can…no such form
Ability — if I can…no such form
Ability — simple pasthe was able to make something rattlemendığırdataldımsendığırdataldıngoldığırdataldıbizdığırdataldıqsizdığırdataldığızaladığırdataldıla
Ability — simple pasthe could not make something rattlemendığırdatalmadımsendığırdatalmadıngoldığırdatalmadıbizdığırdatalmadıqsizdığırdatalmadığızaladığırdatalmadıla
Ability — simple pastwas he able to make something rattle?mendığırdataldımmı?sendığırdataldıngmı?oldığırdataldımı?bizdığırdataldıqmı?sizdığırdataldığızmı?aladığırdataldılamı?
Ability — simple pastcouldn't he make something rattle?mendığırdatalmadımmı?sendığırdatalmadıngmı?oldığırdatalmadımı?bizdığırdatalmadıqmı?sizdığırdatalmadığızmı?aladığırdatalmadılamı?
Ability — perfect / -ğan pasthe has been able to make something rattlemendığırdatalğanmasendığırdatalğansaoldığırdatalğandıbizdığırdatalğanbızsizdığırdatalğansızaladığırdatalğandıla
Ability — perfect / -ğan pasthe hasn't been able to make something rattlemendığırdatalmağanmasendığırdatalmağansaoldığırdatalmağandıbizdığırdatalmağanbızsizdığırdatalmağansızaladığırdatalmağandıla
Ability — perfect / -ğan pasthas he been able to make something rattle?mendığırdatalğanmıma?
dığırdatalğanmamı?
sendığırdatalğanmısa?oldığırdatalğanmıdı?bizdığırdatalğanmıbız?
dığırdatalğanbızmı?
sizdığırdatalğanmısız?aladığırdatalğanmıdıla?
Ability — perfect / -ğan pasthasn't he been able to make something rattle?mendığırdatalmağanmıma?
dığırdatalmağanmamı?
sendığırdatalmağanmısa?oldığırdatalmağanmıdı?bizdığırdatalmağanmıbız?
dığırdatalmağanbızmı?
sizdığırdatalmağanmısız?aladığırdatalmağanmıdıla?
Ability — past perfecthe had been able to make something rattlemendığırdatalğan edimdığırdatalğanemsendığırdatalğan edingdığırdatalğanengoldığırdatalğan edidığırdatalğanedbizdığırdatalğan edikdığırdatalğaneksizdığırdatalğan edigizdığırdatalğanegizaladığırdatalğan ediledığırdatalğanelle
Ability — past perfecthe hadn't been able to make something rattlemendığırdatalmağan edimdığırdatalmağanemsendığırdatalmağan edingdığırdatalmağanengoldığırdatalmağan edidığırdatalmağanedbizdığırdatalmağan edikdığırdatalmağaneksizdığırdatalmağan edigizdığırdatalmağanegizaladığırdatalmağan ediledığırdatalmağanelle
Ability — past perfectno such form
Ability — past perfectno such form
Ability — past backgroundhe could make something rattlemendığırdatala edimdığırdatalaemsendığırdatala edingdığırdatalaengoldığırdatala edidığırdatalaedbizdığırdatala edikdığırdatalaeksizdığırdatala edigizdığırdatalaegizaladığırdatala ediledığırdatalaelle
Ability — past backgroundhe could not make something rattlemendığırdatalmay edimdığırdatalmayemsendığırdatalmay edingdığırdatalmayengoldığırdatalmay edidığırdatalmayedbizdığırdatalmay edikdığırdatalmayeksizdığırdatalmay edigizdığırdatalmayegizaladığırdatalmay ediledığırdatalmayelle
Ability — past backgroundno such form
Ability — past backgroundno such form
Ability — future Ihe will be able to make something rattlemendığırdatalırmasendığırdatalırsaoldığırdatalırbizdığırdatalırbızsizdığırdatalırsızaladığırdatalırla
Ability — future Ihe won't be able to make something rattlemendığırdatalmazmasendığırdatalmazsaoldığırdatalmazbizdığırdatalmazbızsizdığırdatalmazsızaladığırdatalmazla
Ability — future Iwill he be able to make something rattle?mendığırdatalırmıma?
dığırdatalırmamı?
sendığırdatalırmısa?oldığırdatalırmı?bizdığırdatalırmıbız?
dığırdatalırbızmı?
sizdığırdatalırmısız?aladığırdatalırmıla?
Ability — future Iwon't he be able to make something rattle?mendığırdatalmazmıma?
dığırdatalmazmamı?
sendığırdatalmazmısa?oldığırdatalmazmı?bizdığırdatalmazmıbız?
dığırdatalmazbızmı?
sizdığırdatalmazmısız?aladığırdatalmazmıla?
Ability — future IIhe is going to be able to make something rattlemendığırdatallıqmasendığırdatallıqsaoldığırdatallıqdıbizdığırdatallıqbızsizdığırdatallıqsızaladığırdatallıqdıla
Ability — future IIhe is not going to be able to make something rattlemendığırdatallıq tülmesendığırdatallıq tülseoldığırdatallıq tüldübizdığırdatallıq tülbüzsizdığırdatallıq tülsüzaladığırdatallıq tüldüle
Ability — future IIis he going to be able to make something rattle?mendığırdatallıqmıma?
dığırdatallıqmamı?
sendığırdatallıqmısa?oldığırdatallıqmıdı?bizdığırdatallıqmıbız?
dığırdatallıqbızmı?
sizdığırdatallıqmısız?aladığırdatallıqmıdıla?
Ability — future IIisn't he going to be able to make something rattle?mendığırdatallıq tülmüme?sendığırdatallıq tülmüse?oldığırdatallıq tülmüdü?bizdığırdatallıq tülmübüz?sizdığırdatallıq tülmüsüz?aladığırdatallıq tülmüdüle?
Ability — would be able to…he would be able to make something rattlemendığırdatalır edimdığırdatalır emsendığırdatalır edingdığırdatalır engoldığırdatalır edidığırdatalır edbizdığırdatalır edikdığırdatalır eksizdığırdatalır edigizdığırdatalır egizaladığırdatalır ediledığırdatalır elle
Ability — would be able to…he wouldn't be able to make something rattlemendığırdatalmaz edimdığırdatalmaz emsendığırdatalmaz edingdığırdatalmaz engoldığırdatalmaz edidığırdatalmaz edbizdığırdatalmaz edikdığırdatalmaz eksizdığırdatalmaz edigizdığırdatalmaz egizaladığırdatalmaz ediledığırdatalmaz elle
Ability — would be able to…no such form
Ability — would be able to…no such form
Second-person optative — abilitymay you be able to make something rattlesendığırdatalğındığırdatalğı
Second-person optative — abilitymay you not be able to make something rattlesendığırdatalmağındığırdatalmağı
Second-person optative — abilityno such form
Second-person optative — abilityno such form
Emphatic and rare forms — forms of dığırdatırğa: the second negation of each tense that has one, across the six persons.
FormmenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present — auxiliary negatedhe can't be making something rattlemendığırdata bolmazmasendığırdata bolmazsaoldığırdata bolmazbizdığırdata bolmazbızsizdığırdata bolmazsızaladığırdata bolmazla
Inference, present — double negationhe must be making something rattle (emphatic)mendığırdatmay bolmazmasendığırdatmay bolmazsaoldığırdatmay bolmazbizdığırdatmay bolmazbızsizdığırdatmay bolmazsızaladığırdatmay bolmazla
Inference, progressive — auxiliary negatedhe can't be in the middle of making something rattlemendığırdata tura bolmazmasendığırdata tura bolmazsaoldığırdata tura bolmazbizdığırdata tura bolmazbızsizdığırdata tura bolmazsızaladığırdata tura bolmazla
Inference, progressive — double negationhe must keep on not making something rattle (emphatic)mendığırdatmay tura bolmazmasendığırdatmay tura bolmazsaoldığırdatmay tura bolmazbizdığırdatmay tura bolmazbızsizdığırdatmay tura bolmazsızaladığırdatmay tura bolmazla
Progressive — verb negatedhe keeps on not making something rattlemendığırdatmay turamasendığırdatmay turasaoldığırdatmay turadıbizdığırdatmay turabızsizdığırdatmay turasızaladığırdatmay turadıla
Progressive — double negationhe is not keeping on not making something rattlemendığırdatmay turmaymasendığırdatmay turmaysaoldığırdatmay turmaydıbizdığırdatmay turmaybızsizdığırdatmay turmaysızaladığırdatmay turmaydıla
Progressive — double negationisn't he keeping on not making something rattle?mendığırdatmay turmaymımasendığırdatmay turmaymısaoldığırdatmay turmaymıdıbizdığırdatmay turmaymıbızsizdığırdatmay turmaymısızaladığırdatmay turmaymıdıla
Inference — auxiliary negatedhe can't have made something rattlemendığırdathan bolmazmasendığırdathan bolmazsaoldığırdathan bolmazbizdığırdathan bolmazbızsizdığırdathan bolmazsızaladığırdathan bolmazla
Inference — double negationhe must have made something rattle (emphatic)mendığırdatmağan bolmazmasendığırdatmağan bolmazsaoldığırdatmağan bolmazbizdığırdatmağan bolmazbızsizdığırdatmağan bolmazsızaladığırdatmağan bolmazla
Counterfactual — auxiliary negatedif it weren't that he had made something rattlemendığırdathan bolmasamsendığırdathan bolmasangoldığırdathan bolmasabizdığırdathan bolmasaqsizdığırdathan bolmasağızaladığırdathan bolmasala
Counterfactual — double negationif it weren't that he hadn't made something rattlemendığırdatmağan bolmasamsendığırdatmağan bolmasangoldığırdatmağan bolmasabizdığırdatmağan bolmasaqsizdığırdatmağan bolmasağızaladığırdatmağan bolmasala
Inference, future — auxiliary negatedhe can't be going to make something rattlemendığırdatırıq bolmazmasendığırdatırıq bolmazsaoldığırdatırıq bolmazbizdığırdatırıq bolmazbızsizdığırdatırıq bolmazsızaladığırdatırıq bolmazla
Inference, future — double negationhe must be going to make something rattle (emphatic)mendığırdatmazlıq bolmazmasendığırdatmazlıq bolmazsaoldığırdatmazlıq bolmazbizdığırdatmazlıq bolmazbızsizdığırdatmazlıq bolmazsızaladığırdatmazlıq bolmazla
Counterfactual future — auxiliary negatedif it weren't that he were going to make something rattlemendığırdatırıq bolmasamsendığırdatırıq bolmasangoldığırdatırıq bolmasabizdığırdatırıq bolmasaqsizdığırdatırıq bolmasağızaladığırdatırıq bolmasala
Counterfactual future — double negationif it weren't that he were not going to make something rattlemendığırdatmazlıq bolmasamsendığırdatmazlıq bolmasangoldığırdatmazlıq bolmasabizdığırdatmazlıq bolmasaqsizdığırdatmazlıq bolmasağızaladığırdatmazlıq bolmasala