ağızdırırğa

/aʁɯzdɯrɯrʁa/

Conjugation

  • ağızdıradıhe is making someone pour out something
  • ağızdırdıhe made someone pour out something
  • ağızdırğandıhe has made someone pour out something
  • ağızdırırhe will make someone pour out something
  • ağızdırlıqdıhe is going to make someone pour out something
  • ağızdıra edihe was making someone pour out something
  • ağızdırsaif he makes someone pour out something
  • ağızdır!make someone pour out something!
Simple tenses — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Present (simple & continuous)he is making someone pour out somethingmenağızdıramasenağızdırasaolağızdıradıbizağızdırabızsizağızdırasızalaağızdıradıla
Present (simple & continuous)he is not making someone pour out somethingmenağızdırmaymasenağızdırmaysaolağızdırmaydıbizağızdırmaybızsizağızdırmaysızalaağızdırmaydıla
Present (simple & continuous)is he making someone pour out something?menağızdıramıma?
ağızdıramamı?
senağızdıramısa?olağızdıramıdı?bizağızdıramıbız?
ağızdırabızmı?
sizağızdıramısız?alaağızdıramıdıla?
Present (simple & continuous)isn't he making someone pour out something?menağızdırmaymıma?
ağızdırmaymamı?
senağızdırmaymısa?olağızdırmaymıdı?bizağızdırmaymıbız?
ağızdırmaybızmı?
sizağızdırmaymısız?alaağızdırmaymıdıla?
Habitual (usually, tends to)he usually makes someone pour out somethingmenağızdırıwçanmasenağızdırıwçansaolağızdırıwçandıbizağızdırıwçanbızsizağızdırıwçansızalaağızdırıwçandıla
Habitual (usually, tends to)he doesn't usually make someone pour out somethingmenağızdırıwçan tülmesenağızdırıwçan tülseolağızdırıwçan tüldübizağızdırıwçan tülbüzsizağızdırıwçan tülsüzalaağızdırıwçan tüldüle
Habitual (usually, tends to)does he usually make someone pour out something?menağızdırıwçanmıma?
ağızdırıwçanmamı?
senağızdırıwçanmısa?olağızdırıwçanmıdı?bizağızdırıwçanmıbız?
ağızdırıwçanbızmı?
sizağızdırıwçanmısız?alaağızdırıwçanmıdıla?
Habitual (usually, tends to)doesn't he usually make someone pour out something?menağızdırıwçan tülmüme?senağızdırıwçan tülmüse?olağızdırıwçan tülmüdü?bizağızdırıwçan tülmübüz?sizağızdırıwçan tülmüsüz?alaağızdırıwçan tülmüdüle?
Resultative (has become and stays)he has made someone pour out something and remains soolağızdırıbdıalaağızdırıbdıla
Resultative (has become and stays)no such form
Resultative (has become and stays)has he made someone pour out something?olağızdırıbmıdı?alaağızdırıbmıdıla?
Resultative (has become and stays)no such form
Progressive (in the middle of)he is in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra turamasenağızdıra turasaolağızdıra turadıbizağızdıra turabızsizağızdıra turasızalaağızdıra turadıla
Progressive (in the middle of)he is not in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra turmaymasenağızdıra turmaysaolağızdıra turmaydıbizağızdıra turmaybızsizağızdıra turmaysızalaağızdıra turmaydıla
Progressive (in the middle of)is he in the middle of making someone pour out something?menağızdıra turamıma?
ağızdıra turamamı?
senağızdıra turamısa?olağızdıra turamıdı?bizağızdıra turamıbız?
ağızdıra turabızmı?
sizağızdıra turamısız?alaağızdıra turamıdıla?
Progressive (in the middle of)isn't he in the middle of making someone pour out something?menağızdıra turmaymıma?
ağızdıra turmaymamı?
senağızdıra turmaymısa?olağızdıra turmaymıdı?bizağızdıra turmaymıbız?
ağızdıra turmaybızmı?
sizağızdıra turmaymısız?alaağızdıra turmaymıdıla?
Simple past (definite)he made someone pour out somethingmenağızdırdımsenağızdırdıngolağızdırdıbizağızdırdıqsizağızdırdığızalaağızdırdıla
Simple past (definite)he didn't make someone pour out somethingmenağızdırmadımsenağızdırmadıngolağızdırmadıbizağızdırmadıqsizağızdırmadığızalaağızdırmadıla
Simple past (definite)did he make someone pour out something?menağızdırdımmı?senağızdırdıngmı?olağızdırdımı?bizağızdırdıqmı?sizağızdırdığızmı?alaağızdırdılamı?
Simple past (definite)didn't he make someone pour out something?menağızdırmadımmı?senağızdırmadıngmı?olağızdırmadımı?bizağızdırmadıqmı?sizağızdırmadığızmı?alaağızdırmadılamı?
Perfect (past indefinite)he has made someone pour out somethingmenağızdırğanmasenağızdırğansaolağızdırğandıbizağızdırğanbızsizağızdırğansızalaağızdırğandıla
Perfect (past indefinite)he hasn't made someone pour out somethingmenağızdırmağanmasenağızdırmağansaolağızdırmağandıbizağızdırmağanbızsizağızdırmağansızalaağızdırmağandıla
Perfect (past indefinite)has he made someone pour out something?menağızdırğanmıma?
ağızdırğanmamı?
senağızdırğanmısa?olağızdırğanmıdı?bizağızdırğanmıbız?
ağızdırğanbızmı?
sizağızdırğanmısız?alaağızdırğanmıdıla?
Perfect (past indefinite)hasn't he made someone pour out something?menağızdırmağanmıma?
ağızdırmağanmamı?
senağızdırmağanmısa?olağızdırmağanmıdı?bizağızdırmağanmıbız?
ağızdırmağanbızmı?
sizağızdırmağanmısız?alaağızdırmağanmıdıla?
Indefinite future (future I)he will make someone pour out somethingmenağızdırırmasenağızdırırsaolağızdırırbizağızdırırbızsizağızdırırsızalaağızdırırla
Indefinite future (future I)he won't make someone pour out somethingmenağızdırmazmasenağızdırmazsaolağızdırmazbizağızdırmazbızsizağızdırmazsızalaağızdırmazla
Indefinite future (future I)will he make someone pour out something?menağızdırırmıma?
ağızdırırmamı?
senağızdırırmısa?olağızdırırmı?bizağızdırırmıbız?
ağızdırırbızmı?
sizağızdırırmısız?alaağızdırırmıla?
Indefinite future (future I)won't he make someone pour out something?menağızdırmazmıma?
ağızdırmazmamı?
senağızdırmazmısa?olağızdırmazmı?bizağızdırmazmıbız?
ağızdırmazbızmı?
sizağızdırmazmısız?alaağızdırmazmıla?
Definite future (future II)he is going to make someone pour out somethingmenağızdırlıqma1senağızdırlıqsa1olağızdırlıqdı1bizağızdırlıqbız1sizağızdırlıqsız1alaağızdırlıqdıla1
Definite future (future II)he is not going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq tülme1senağızdırlıq tülse1olağızdırlıq tüldü1bizağızdırlıq tülbüz1sizağızdırlıq tülsüz1alaağızdırlıq tüldüle1
Definite future (future II)is he going to make someone pour out something?menağızdırlıqmıma?1
ağızdırlıqmamı?
senağızdırlıqmısa?1olağızdırlıqmıdı?1bizağızdırlıqmıbız?1
ağızdırlıqbızmı?
sizağızdırlıqmısız?1alaağızdırlıqmıdıla?1
Definite future (future II)isn't he going to make someone pour out something?menağızdırlıq tülmüme?1senağızdırlıq tülmüse?1olağızdırlıq tülmüdü?1bizağızdırlıq tülmübüz?1sizağızdırlıq tülmüsüz?1alaağızdırlıq tülmüdüle?1

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Definite future (future II)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so ağızdırrıqdı
Past compound tenses — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Past perfect (pluperfect)he had made someone pour out somethingmenağızdırğan edimağızdırğanemsenağızdırğan edingağızdırğanengolağızdırğan ediağızdırğanedbizağızdırğan edikağızdırğaneksizağızdırğan edigizağızdırğanegizalaağızdırğan edileağızdırğanelle
Past perfect (pluperfect)he hadn't made someone pour out somethingmenağızdırmağan edimağızdırmağanemsenağızdırmağan edingağızdırmağanengolağızdırmağan ediağızdırmağanedbizağızdırmağan edikağızdırmağaneksizağızdırmağan edigizağızdırmağanegizalaağızdırmağan edileağızdırmağanelle
Past perfect (pluperfect)no such form
Past perfect (pluperfect)no such form
Past continuous (imperfect)he was making someone pour out somethingmenağızdıra edimağızdıraemsenağızdıra edingağızdıraengolağızdıra ediağızdıraedbizağızdıra edikağızdıraeksizağızdıra edigizağızdıraegizalaağızdıra edileağızdıraelle
Past continuous (imperfect)he wasn't making someone pour out somethingmenağızdırmay edimağızdırmayemsenağızdırmay edingağızdırmayengolağızdırmay ediağızdırmayedbizağızdırmay edikağızdırmayeksizağızdırmay edigizağızdırmayegizalaağızdırmay edileağızdırmayelle
Past continuous (imperfect)no such form
Past continuous (imperfect)no such form
Habitual past (used to)he used to make someone pour out somethingmenağızdırıwçan edimağızdırıwçanemsenağızdırıwçan edingağızdırıwçanengolağızdırıwçan ediağızdırıwçanedbizağızdırıwçan edikağızdırıwçaneksizağızdırıwçan edigizağızdırıwçanegizalaağızdırıwçan edileağızdırıwçanelle
Habitual past (used to)he didn't use to make someone pour out somethingmenağızdırıwçan tül edimağızdırıwçan tül emsenağızdırıwçan tül edingağızdırıwçan tül engolağızdırıwçan tül ediağızdırıwçan tül edbizağızdırıwçan tül edikağızdırıwçan tül eksizağızdırıwçan tül edigizağızdırıwçan tül egizalaağızdırıwçan tül edileağızdırıwçan tül elle
Habitual past (used to)no such form
Habitual past (used to)no such form
Resultative past (had become and stayed)he had made someone pour out something and remained soolağızdırıb edialaağızdırıb edile
Resultative past (had become and stayed)he hadn't made someone pour out somethingolağızdırıb tül edialaağızdırıb tül edile
Resultative past (had become and stayed)no such form
Resultative past (had become and stayed)no such form
Past progressive (was in the middle of)he was in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra tura edimağızdıra turaemsenağızdıra tura edingağızdıra turaengolağızdıra tura ediağızdıra turaedbizağızdıra tura edikağızdıra turaeksizağızdıra tura edigizağızdıra turaegizalaağızdıra tura edileağızdıra turaelle
Past progressive (was in the middle of)he wasn't in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra turmay edimağızdıra turmayemsenağızdıra turmay edingağızdıra turmayengolağızdıra turmay ediağızdıra turmayedbizağızdıra turmay edikağızdıra turmayeksizağızdıra turmay edigizağızdıra turmayegizalaağızdıra turmay edileağızdıra turmayelle
Past progressive (was in the middle of)no such form
Past progressive (was in the middle of)no such form
Conditional result (would)he would make someone pour out somethingmenağızdırır edimağızdırır emsenağızdırır edingağızdırır engolağızdırır ediağızdırır edbizağızdırır edikağızdırır eksizağızdırır edigizağızdırır egizalaağızdırır edileağızdırır elle
Conditional result (would)he wouldn't make someone pour out somethingmenağızdırmaz edimağızdırmaz emsenağızdırmaz edingağızdırmaz engolağızdırmaz ediağızdırmaz edbizağızdırmaz edikağızdırmaz eksizağızdırmaz edigizağızdırmaz egizalaağızdırmaz edileağızdırmaz elle
Conditional result (would)no such form
Conditional result (would)no such form
Past conditional result (would have)he would have made someone pour out somethingmenağızdırlıq edim2ağızdırlıq emsenağızdırlıq eding2ağızdırlıq engolağızdırlıq edi2ağızdırlıq edbizağızdırlıq edik2ağızdırlıq eksizağızdırlıq edigiz2ağızdırlıq egizalaağızdırlıq edile2ağızdırlıq elle
Past conditional result (would have)he wouldn't have made someone pour out somethingmenağızdırlıq tül edim2ağızdırlıq tül emsenağızdırlıq tül eding2ağızdırlıq tül engolağızdırlıq tül edi2ağızdırlıq tül edbizağızdırlıq tül edik2ağızdırlıq tül eksizağızdırlıq tül edigiz2ağızdırlıq tül egizalaağızdırlıq tül edile2ağızdırlıq tül elle
Past conditional result (would have)no such form
Past conditional result (would have)no such form
  1. Past conditional result (would have)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so ağızdırrıq edi
Conditional — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Conditionalif he makes someone pour out somethingmenağızdırsamsenağızdırsangolağızdırsabizağızdırsaqsizağızdırsağızalaağızdırsala
Conditionalif he doesn't make someone pour out somethingmenağızdırmasamsenağızdırmasangolağızdırmasabizağızdırmasaqsizağızdırmasağızalaağızdırmasala
Conditionalno such form
Conditionalno such form
Conditional, present realif he is making someone pour out somethingmenağızdıra esemsenağızdıra esengolağızdıra esebizağızdıra eseksizağızdıra esegizalaağızdıra esele
Conditional, present realif he is not making someone pour out somethingmenağızdırmay esemsenağızdırmay esengolağızdırmay esebizağızdırmay eseksizağızdırmay esegizalaağızdırmay esele
Conditional, present realno such form
Conditional, present realno such form
Wish, present/future (if only)if only he made someone pour out somethingmenağızdırsam ediağızdırsam edsenağızdırsang ediağızdırsang edolağızdırsa ediağızdırsaedbizağızdırsaq ediağızdırsaq edsizağızdırsağız ediağızdırsağız edalaağızdırsala ediağızdırsalaed
Wish, present/future (if only)if only he didn't make someone pour out somethingmenağızdırmasam ediağızdırmasam edsenağızdırmasang ediağızdırmasang edolağızdırmasa ediağızdırmasaedbizağızdırmasaq ediağızdırmasaq edsizağızdırmasağız ediağızdırmasağız edalaağızdırmasala ediağızdırmasalaed
Wish, present/future (if only)no such form
Wish, present/future (if only)no such form
Conditional, definite past3if he made someone pour out somethingmenağızdırdım esemsenağızdırdıng esengolağızdırdı esebizağızdırdıq eseksizağızdırdığız esegizalaağızdırdıla esele
Conditional, definite past3if he didn't make someone pour out somethingmenağızdırmadım esemsenağızdırmadıng esengolağızdırmadı esebizağızdırmadıq eseksizağızdırmadığız esegizalaağızdırmadıla esele
Conditional, definite pastno such form
Conditional, definite pastno such form
Conditional, past realif he did make someone pour out something (indeed)menağızdırğan esemsenağızdırğan esengolağızdırğan esebizağızdırğan eseksizağızdırğan esegizalaağızdırğan esele
Conditional, past realif he didn't make someone pour out something (indeed)menağızdırmağan esemsenağızdırmağan esengolağızdırmağan esebizağızdırmağan eseksizağızdırmağan esegizalaağızdırmağan esele
Conditional, past realno such form
Conditional, past realno such form
Conditional, counterfactualif he had made someone pour out somethingmenağızdırğan bolsamsenağızdırğan bolsangolağızdırğan bolsabizağızdırğan bolsaqsizağızdırğan bolsağızalaağızdırğan bolsala
Conditional, counterfactualif he hadn't made someone pour out somethingmenağızdırmağan bolsamsenağızdırmağan bolsangolağızdırmağan bolsabizağızdırmağan bolsaqsizağızdırmağan bolsağızalaağızdırmağan bolsala
Conditional, counterfactualno such form
Conditional, counterfactualno such form
Wish, past (if only I had)if only he had made someone pour out somethingmenağızdırğan bolsam ediağızdırğan bolsam edsenağızdırğan bolsang ediağızdırğan bolsang edolağızdırğan bolsa ediağızdırğan bolsaedbizağızdırğan bolsaq ediağızdırğan bolsaq edsizağızdırğan bolsağız ediağızdırğan bolsağız edalaağızdırğan bolsala ediağızdırğan bolsalaed
Wish, past (if only I had)if only he hadn't made someone pour out somethingmenağızdırmağan bolsam ediağızdırmağan bolsam edsenağızdırmağan bolsang ediağızdırmağan bolsang edolağızdırmağan bolsa ediağızdırmağan bolsaedbizağızdırmağan bolsaq ediağızdırmağan bolsaq edsizağızdırmağan bolsağız ediağızdırmağan bolsağız edalaağızdırmağan bolsala ediağızdırmağan bolsalaed
Wish, past (if only I had)no such form
Wish, past (if only I had)no such form
Conditional, aoristif he will make someone pour out somethingmenağızdırır esemsenağızdırır esengolağızdırır esebizağızdırır eseksizağızdırır esegizalaağızdırır esele
Conditional, aoristif he won't make someone pour out somethingmenağızdırmaz esemsenağızdırmaz esengolağızdırmaz esebizağızdırmaz eseksizağızdırmaz esegizalaağızdırmaz esele
Conditional, aoristno such form
Conditional, aoristno such form
Conditional, futureif he is going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq esem4senağızdırlıq eseng4olağızdırlıq ese4bizağızdırlıq esek4sizağızdırlıq esegiz4alaağızdırlıq esele4
Conditional, futureif he is not going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq tül esem4senağızdırlıq tül eseng4olağızdırlıq tül ese4bizağızdırlıq tül esek4sizağızdırlıq tül esegiz4alaağızdırlıq tül esele4
Conditional, futureno such form
Conditional, futureno such form
Conditional, counterfactual futureif he were going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq bolsam5senağızdırlıq bolsang5olağızdırlıq bolsa5bizağızdırlıq bolsaq5sizağızdırlıq bolsağız5alaağızdırlıq bolsala5
Conditional, counterfactual futureif he were not going to make someone pour out somethingmenağızdırmazlıq bolsamsenağızdırmazlıq bolsangolağızdırmazlıq bolsabizağızdırmazlıq bolsaqsizağızdırmazlıq bolsağızalaağızdırmazlıq bolsala
Conditional, counterfactual futureno such form
Conditional, counterfactual futureno such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Conditional, definite pastalso ağızdırdıng ese: the person on the verb only (Байрамкулов and Урусбиев 1967 § 110)
  2. Conditional, futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so ağızdırrıq ese
  3. Conditional, counterfactual futurespoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so ağızdırrıq bolsa
Inferential — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present (must be doing)he must be making someone pour out somethingmenağızdıra bolurmasenağızdıra bolursaolağızdıra bolurbizağızdıra bolurbuzsizağızdıra bolursuzalaağızdıra bolurla
Inference, present (must be doing)he must not be making someone pour out somethingmenağızdırmay bolurmasenağızdırmay bolursaolağızdırmay bolurbizağızdırmay bolurbuzsizağızdırmay bolursuzalaağızdırmay bolurla
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, present (must be doing)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)he must be in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra tura bolurmasenağızdıra tura bolursaolağızdıra tura bolurbizağızdıra tura bolurbuzsizağızdıra tura bolursuzalaağızdıra tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)he must keep on not making someone pour out somethingmenağızdırmay tura bolurmasenağızdırmay tura bolursaolağızdırmay tura bolurbizağızdırmay tura bolurbuzsizağızdırmay tura bolursuzalaağızdırmay tura bolurla
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference, progressive (must be in the middle of)no such form
Inference (must have)he must have made someone pour out somethingmenağızdırğan bolurmasenağızdırğan bolursaolağızdırğan bolurbizağızdırğan bolurbuzsizağızdırğan bolursuzalaağızdırğan bolurla
Inference (must have)he must not have made someone pour out somethingmenağızdırmağan bolurmasenağızdırmağan bolursaolağızdırmağan bolurbizağızdırmağan bolurbuzsizağızdırmağan bolursuzalaağızdırmağan bolurla
Inference (must have)no such form
Inference (must have)no such form
Inference, future (must be going to)he must be going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq bolurma6senağızdırlıq bolursa6olağızdırlıq bolur6bizağızdırlıq bolurbuz6sizağızdırlıq bolursuz6alaağızdırlıq bolurla6
Inference, future (must be going to)he must not be going to make someone pour out somethingmenağızdırmazlıq bolurmasenağızdırmazlıq bolursaolağızdırmazlıq bolurbizağızdırmazlıq bolurbuzsizağızdırmazlıq bolursuzalaağızdırmazlıq bolurla
Inference, future (must be going to)no such form
Inference, future (must be going to)no such form

Emphatic forms: see Emphatic and rare forms

  1. Inference, future (must be going to)spoken: -lıq/-lik → -rıq/-rik after r, so ağızdırrıq bolur
Commands, requests and wishes — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Commands & suggestionslet him/her/it make someone pour out somethingmenağızdırayımsenağızdır!olağızdırsınbizağızdırayıqsizağızdırığız!alaağızdırsınla
Commands & suggestionslet him/her/it not make someone pour out somethingmenağızdırmayımsenağızdırma!olağızdırmasınbizağızdırmayıqsizağızdırmağız!alaağızdırmasınla
Commands & suggestionsshould he make someone pour out something?menağızdırayımmı?olağızdırsınmı?bizağızdırayıqmı?alaağızdırsınlamı?
Commands & suggestionsshould he not make someone pour out something?menağızdırmayımmı?olağızdırmasınmı?bizağızdırmayıqmı?alaağızdırmasınlamı?
Requestsdo let him/her/it make someone pour out somethingsenağızdırçı7olağızdırsınçısizağızdırçığızalaağızdırsınlaçı
Requestsdo let him/her/it not make someone pour out somethingsenağızdırmaçı7olağızdırmasınçısizağızdırmaçığızalaağızdırmasınlaçı
Requestsno such form
Requestsno such form
Blessings & curses — may you…may you make someone pour out somethingsenağızdırğınağızdırğı
Blessings & curses — may you…may you not make someone pour out somethingsenağızdırmağınağızdırmağı
Blessings & curses — may you…no such form
Blessings & curses — may you…no such form
Optative wish (-ğay + edi)would that he made someone pour out somethingmenağızdırğay edim
ağızdırğa edim
senağızdırğay eding
ağızdırğa eding
olağızdırğay edi
ağızdırğa edi
bizağızdırğay edik
ağızdırğa edik
sizağızdırğay edigiz
ağızdırğa edigiz
alaağızdırğay edile
ağızdırğa edile
Optative wish (-ğay + edi)would that he did not make someone pour out somethingmenağızdırmağay edim
ağızdırmağa edim
senağızdırmağay eding
ağızdırmağa eding
olağızdırmağay edi
ağızdırmağa edi
bizağızdırmağay edik
ağızdırmağa edik
sizağızdırmağay edigiz
ağızdırmağa edigiz
alaağızdırmağay edile
ağızdırmağa edile
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Optative wish (-ğay + edi)no such form
Let someone… (commands)let him/her/it allow someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoyayımağızdırma qoyayımsenağızdırmağa qoy!ağızdırma qoy!olağızdırmağa qoysunağızdırma qoysunbizağızdırmağa qoyayıqağızdırma qoyayıqsizağızdırmağa qoyuğuz!ağızdırma qoyuğuz!alaağızdırmağa qoysunlaağızdırma qoysunla
Let someone… (commands)let him/her/it not allow someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoymayımağızdırma qoymayımsenağızdırmağa qoyma!ağızdırma qoyma!olağızdırmağa qoymasınağızdırma qoymasınbizağızdırmağa qoymayıqağızdırma qoymayıqsizağızdırmağa qoymağız!ağızdırma qoymağız!alaağızdırmağa qoymasınlaağızdırma qoymasınla
Let someone… (commands)should he allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoyayımmı?ağızdırma qoyayımmı?olağızdırmağa qoysunmu?ağızdırma qoysunmu?bizağızdırmağa qoyayıqmı?ağızdırma qoyayıqmı?alaağızdırmağa qoysunlamı?ağızdırma qoysunlamı?
Let someone… (commands)should he not allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoymayımmı?ağızdırma qoymayımmı?olağızdırmağa qoymasınmı?ağızdırma qoymasınmı?bizağızdırmağa qoymayıqmı?ağızdırma qoymayıqmı?alaağızdırmağa qoymasınlamı?ağızdırma qoymasınlamı?
Let someone… (present)he allows someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoyamaağızdırma qoyamasenağızdırmağa qoyasaağızdırma qoyasaolağızdırmağa qoyadıağızdırma qoyadıbizağızdırmağa qoyabızağızdırma qoyabızsizağızdırmağa qoyasızağızdırma qoyasızalaağızdırmağa qoyadılaağızdırma qoyadıla
Let someone… (present)he doesn't allow someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoymaymaağızdırma qoymaymasenağızdırmağa qoymaysaağızdırma qoymaysaolağızdırmağa qoymaydıağızdırma qoymaydıbizağızdırmağa qoymaybızağızdırma qoymaybızsizağızdırmağa qoymaysızağızdırma qoymaysızalaağızdırmağa qoymaydılaağızdırma qoymaydıla
Let someone… (present)does he allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoyamıma?ağızdırma qoyamıma?senağızdırmağa qoyamısa?ağızdırma qoyamısa?olağızdırmağa qoyamıdı?ağızdırma qoyamıdı?bizağızdırmağa qoyamıbız?ağızdırma qoyamıbız?sizağızdırmağa qoyamısız?ağızdırma qoyamısız?alaağızdırmağa qoyamıdıla?ağızdırma qoyamıdıla?
Let someone… (present)doesn't he allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoymaymıma?ağızdırma qoymaymıma?senağızdırmağa qoymaymısa?ağızdırma qoymaymısa?olağızdırmağa qoymaymıdı?ağızdırma qoymaymıdı?bizağızdırmağa qoymaymıbız?ağızdırma qoymaymıbız?sizağızdırmağa qoymaymısız?ağızdırma qoymaymısız?alaağızdırmağa qoymaymıdıla?ağızdırma qoymaymıdıla?
Let someone… (past)he allowed someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoydumağızdırma qoydumsenağızdırmağa qoydungağızdırma qoydungolağızdırmağa qoyduağızdırma qoydubizağızdırmağa qoyduqağızdırma qoyduqsizağızdırmağa qoyduğuzağızdırma qoyduğuzalaağızdırmağa qoydulaağızdırma qoydula
Let someone… (past)he didn't allow someone to make someone pour out somethingmenağızdırmağa qoymadımağızdırma qoymadımsenağızdırmağa qoymadıngağızdırma qoymadıngolağızdırmağa qoymadıağızdırma qoymadıbizağızdırmağa qoymadıqağızdırma qoymadıqsizağızdırmağa qoymadığızağızdırma qoymadığızalaağızdırmağa qoymadılaağızdırma qoymadıla
Let someone… (past)did he allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoydummu?ağızdırma qoydummu?senağızdırmağa qoydungmu?ağızdırma qoydungmu?olağızdırmağa qoydumu?ağızdırma qoydumu?bizağızdırmağa qoyduqmu?ağızdırma qoyduqmu?sizağızdırmağa qoyduğuzmu?ağızdırma qoyduğuzmu?alaağızdırmağa qoydulamı?ağızdırma qoydulamı?
Let someone… (past)didn't he allow someone to make someone pour out something?menağızdırmağa qoymadımmı?ağızdırma qoymadımmı?senağızdırmağa qoymadıngmı?ağızdırma qoymadıngmı?olağızdırmağa qoymadımı?ağızdırma qoymadımı?bizağızdırmağa qoymadıqmı?ağızdırma qoymadıqmı?sizağızdırmağa qoymadığızmı?ağızdırma qoymadığızmı?alaağızdırmağa qoymadılamı?ağızdırma qoymadılamı?
  1. RequestsSpoken variant: singular requests can add a final nasal consonant, with the same request meaning.
Ability — forms of ağızdırırğa: each tense across the six persons, in the form chosen above.
TensemenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Ability — presenthe can make someone pour out somethingmenağızdıralamasenağızdıralasaolağızdıraladıbizağızdıralabızsizağızdıralasızalaağızdıraladıla
Ability — presenthe can't make someone pour out somethingmenağızdıralmaymasenağızdıralmaysaolağızdıralmaydıbizağızdıralmaybızsizağızdıralmaysızalaağızdıralmaydıla
Ability — presentcan he make someone pour out something?menağızdıralamıma?
ağızdıralamamı?
senağızdıralamısa?olağızdıralamıdı?bizağızdıralamıbız?
ağızdıralabızmı?
sizağızdıralamısız?alaağızdıralamıdıla?
Ability — presentcan't he make someone pour out something?menağızdıralmaymıma?
ağızdıralmaymamı?
senağızdıralmaymısa?olağızdıralmaymıdı?bizağızdıralmaymıbız?
ağızdıralmaybızmı?
sizağızdıralmaymısız?alaağızdıralmaymıdıla?
Ability — if I can…if he can make someone pour out somethingmenağızdıralsamsenağızdıralsangolağızdıralsabizağızdıralsaqsizağızdıralsağızalaağızdıralsala
Ability — if I can…if he can't make someone pour out somethingmenağızdıralmasamsenağızdıralmasangolağızdıralmasabizağızdıralmasaqsizağızdıralmasağızalaağızdıralmasala
Ability — if I can…no such form
Ability — if I can…no such form
Ability — simple pasthe was able to make someone pour out somethingmenağızdıraldımsenağızdıraldıngolağızdıraldıbizağızdıraldıqsizağızdıraldığızalaağızdıraldıla
Ability — simple pasthe could not make someone pour out somethingmenağızdıralmadımsenağızdıralmadıngolağızdıralmadıbizağızdıralmadıqsizağızdıralmadığızalaağızdıralmadıla
Ability — simple pastwas he able to make someone pour out something?menağızdıraldımmı?senağızdıraldıngmı?olağızdıraldımı?bizağızdıraldıqmı?sizağızdıraldığızmı?alaağızdıraldılamı?
Ability — simple pastcouldn't he make someone pour out something?menağızdıralmadımmı?senağızdıralmadıngmı?olağızdıralmadımı?bizağızdıralmadıqmı?sizağızdıralmadığızmı?alaağızdıralmadılamı?
Ability — perfect / -ğan pasthe has been able to make someone pour out somethingmenağızdıralğanmasenağızdıralğansaolağızdıralğandıbizağızdıralğanbızsizağızdıralğansızalaağızdıralğandıla
Ability — perfect / -ğan pasthe hasn't been able to make someone pour out somethingmenağızdıralmağanmasenağızdıralmağansaolağızdıralmağandıbizağızdıralmağanbızsizağızdıralmağansızalaağızdıralmağandıla
Ability — perfect / -ğan pasthas he been able to make someone pour out something?menağızdıralğanmıma?
ağızdıralğanmamı?
senağızdıralğanmısa?olağızdıralğanmıdı?bizağızdıralğanmıbız?
ağızdıralğanbızmı?
sizağızdıralğanmısız?alaağızdıralğanmıdıla?
Ability — perfect / -ğan pasthasn't he been able to make someone pour out something?menağızdıralmağanmıma?
ağızdıralmağanmamı?
senağızdıralmağanmısa?olağızdıralmağanmıdı?bizağızdıralmağanmıbız?
ağızdıralmağanbızmı?
sizağızdıralmağanmısız?alaağızdıralmağanmıdıla?
Ability — past perfecthe had been able to make someone pour out somethingmenağızdıralğan edimağızdıralğanemsenağızdıralğan edingağızdıralğanengolağızdıralğan ediağızdıralğanedbizağızdıralğan edikağızdıralğaneksizağızdıralğan edigizağızdıralğanegizalaağızdıralğan edileağızdıralğanelle
Ability — past perfecthe hadn't been able to make someone pour out somethingmenağızdıralmağan edimağızdıralmağanemsenağızdıralmağan edingağızdıralmağanengolağızdıralmağan ediağızdıralmağanedbizağızdıralmağan edikağızdıralmağaneksizağızdıralmağan edigizağızdıralmağanegizalaağızdıralmağan edileağızdıralmağanelle
Ability — past perfectno such form
Ability — past perfectno such form
Ability — past backgroundhe could make someone pour out somethingmenağızdırala edimağızdıralaemsenağızdırala edingağızdıralaengolağızdırala ediağızdıralaedbizağızdırala edikağızdıralaeksizağızdırala edigizağızdıralaegizalaağızdırala edileağızdıralaelle
Ability — past backgroundhe could not make someone pour out somethingmenağızdıralmay edimağızdıralmayemsenağızdıralmay edingağızdıralmayengolağızdıralmay ediağızdıralmayedbizağızdıralmay edikağızdıralmayeksizağızdıralmay edigizağızdıralmayegizalaağızdıralmay edileağızdıralmayelle
Ability — past backgroundno such form
Ability — past backgroundno such form
Ability — future Ihe will be able to make someone pour out somethingmenağızdıralırmasenağızdıralırsaolağızdıralırbizağızdıralırbızsizağızdıralırsızalaağızdıralırla
Ability — future Ihe won't be able to make someone pour out somethingmenağızdıralmazmasenağızdıralmazsaolağızdıralmazbizağızdıralmazbızsizağızdıralmazsızalaağızdıralmazla
Ability — future Iwill he be able to make someone pour out something?menağızdıralırmıma?
ağızdıralırmamı?
senağızdıralırmısa?olağızdıralırmı?bizağızdıralırmıbız?
ağızdıralırbızmı?
sizağızdıralırmısız?alaağızdıralırmıla?
Ability — future Iwon't he be able to make someone pour out something?menağızdıralmazmıma?
ağızdıralmazmamı?
senağızdıralmazmısa?olağızdıralmazmı?bizağızdıralmazmıbız?
ağızdıralmazbızmı?
sizağızdıralmazmısız?alaağızdıralmazmıla?
Ability — future IIhe is going to be able to make someone pour out somethingmenağızdırallıqmasenağızdırallıqsaolağızdırallıqdıbizağızdırallıqbızsizağızdırallıqsızalaağızdırallıqdıla
Ability — future IIhe is not going to be able to make someone pour out somethingmenağızdırallıq tülmesenağızdırallıq tülseolağızdırallıq tüldübizağızdırallıq tülbüzsizağızdırallıq tülsüzalaağızdırallıq tüldüle
Ability — future IIis he going to be able to make someone pour out something?menağızdırallıqmıma?
ağızdırallıqmamı?
senağızdırallıqmısa?olağızdırallıqmıdı?bizağızdırallıqmıbız?
ağızdırallıqbızmı?
sizağızdırallıqmısız?alaağızdırallıqmıdıla?
Ability — future IIisn't he going to be able to make someone pour out something?menağızdırallıq tülmüme?senağızdırallıq tülmüse?olağızdırallıq tülmüdü?bizağızdırallıq tülmübüz?sizağızdırallıq tülmüsüz?alaağızdırallıq tülmüdüle?
Ability — would be able to…he would be able to make someone pour out somethingmenağızdıralır edimağızdıralır emsenağızdıralır edingağızdıralır engolağızdıralır ediağızdıralır edbizağızdıralır edikağızdıralır eksizağızdıralır edigizağızdıralır egizalaağızdıralır edileağızdıralır elle
Ability — would be able to…he wouldn't be able to make someone pour out somethingmenağızdıralmaz edimağızdıralmaz emsenağızdıralmaz edingağızdıralmaz engolağızdıralmaz ediağızdıralmaz edbizağızdıralmaz edikağızdıralmaz eksizağızdıralmaz edigizağızdıralmaz egizalaağızdıralmaz edileağızdıralmaz elle
Ability — would be able to…no such form
Ability — would be able to…no such form
Second-person optative — abilitymay you be able to make someone pour out somethingsenağızdıralğınağızdıralğı
Second-person optative — abilitymay you not be able to make someone pour out somethingsenağızdıralmağınağızdıralmağı
Second-person optative — abilityno such form
Second-person optative — abilityno such form
Emphatic and rare forms — forms of ağızdırırğa: the second negation of each tense that has one, across the six persons.
FormmenIsenyouolhe/she/itbizwesizyou allalathey
Inference, present — auxiliary negatedhe can't be making someone pour out somethingmenağızdıra bolmazmasenağızdıra bolmazsaolağızdıra bolmazbizağızdıra bolmazbızsizağızdıra bolmazsızalaağızdıra bolmazla
Inference, present — double negationhe must be making someone pour out something (emphatic)menağızdırmay bolmazmasenağızdırmay bolmazsaolağızdırmay bolmazbizağızdırmay bolmazbızsizağızdırmay bolmazsızalaağızdırmay bolmazla
Inference, progressive — auxiliary negatedhe can't be in the middle of making someone pour out somethingmenağızdıra tura bolmazmasenağızdıra tura bolmazsaolağızdıra tura bolmazbizağızdıra tura bolmazbızsizağızdıra tura bolmazsızalaağızdıra tura bolmazla
Inference, progressive — double negationhe must keep on not making someone pour out something (emphatic)menağızdırmay tura bolmazmasenağızdırmay tura bolmazsaolağızdırmay tura bolmazbizağızdırmay tura bolmazbızsizağızdırmay tura bolmazsızalaağızdırmay tura bolmazla
Progressive — verb negatedhe keeps on not making someone pour out somethingmenağızdırmay turamasenağızdırmay turasaolağızdırmay turadıbizağızdırmay turabızsizağızdırmay turasızalaağızdırmay turadıla
Progressive — double negationhe is not keeping on not making someone pour out somethingmenağızdırmay turmaymasenağızdırmay turmaysaolağızdırmay turmaydıbizağızdırmay turmaybızsizağızdırmay turmaysızalaağızdırmay turmaydıla
Progressive — double negationisn't he keeping on not making someone pour out something?menağızdırmay turmaymımasenağızdırmay turmaymısaolağızdırmay turmaymıdıbizağızdırmay turmaymıbızsizağızdırmay turmaymısızalaağızdırmay turmaymıdıla
Inference — auxiliary negatedhe can't have made someone pour out somethingmenağızdırğan bolmazmasenağızdırğan bolmazsaolağızdırğan bolmazbizağızdırğan bolmazbızsizağızdırğan bolmazsızalaağızdırğan bolmazla
Inference — double negationhe must have made someone pour out something (emphatic)menağızdırmağan bolmazmasenağızdırmağan bolmazsaolağızdırmağan bolmazbizağızdırmağan bolmazbızsizağızdırmağan bolmazsızalaağızdırmağan bolmazla
Counterfactual — auxiliary negatedif it weren't that he had made someone pour out somethingmenağızdırğan bolmasamsenağızdırğan bolmasangolağızdırğan bolmasabizağızdırğan bolmasaqsizağızdırğan bolmasağızalaağızdırğan bolmasala
Counterfactual — double negationif it weren't that he hadn't made someone pour out somethingmenağızdırmağan bolmasamsenağızdırmağan bolmasangolağızdırmağan bolmasabizağızdırmağan bolmasaqsizağızdırmağan bolmasağızalaağızdırmağan bolmasala
Inference, future — auxiliary negatedhe can't be going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq bolmazmasenağızdırlıq bolmazsaolağızdırlıq bolmazbizağızdırlıq bolmazbızsizağızdırlıq bolmazsızalaağızdırlıq bolmazla
Inference, future — double negationhe must be going to make someone pour out something (emphatic)menağızdırmazlıq bolmazmasenağızdırmazlıq bolmazsaolağızdırmazlıq bolmazbizağızdırmazlıq bolmazbızsizağızdırmazlıq bolmazsızalaağızdırmazlıq bolmazla
Counterfactual future — auxiliary negatedif it weren't that he were going to make someone pour out somethingmenağızdırlıq bolmasamsenağızdırlıq bolmasangolağızdırlıq bolmasabizağızdırlıq bolmasaqsizağızdırlıq bolmasağızalaağızdırlıq bolmasala
Counterfactual future — double negationif it weren't that he were not going to make someone pour out somethingmenağızdırmazlıq bolmasamsenağızdırmazlıq bolmasangolağızdırmazlıq bolmasabizağızdırmazlıq bolmasaqsizağızdırmazlıq bolmasağızalaağızdırmazlıq bolmasala